·416 syf.····Okunma: 23 Ağustos 2025 12:49 Henüz hiçbir incelemeye bakmadım, tamamen kendi takıldığım şeylerden bahsetmek istiyorum. Öyle bir kurgu neresinden tutsam elimde kaldığından her detaya değinemeyebilirim. Öncelikle zaten kötü olacağını bildiğim bir kitabı okurken nasıl bu kadar şaşırdım bilmiyorum. Çoğu kötü kitabın bile bir akıcılığı vardır. En kötü, ne olacağını merak edersin ve bir şekilde sayfa çevirtir. Bu kitapta hiçbir şey yok.
Ne karakterleri ilgi çekici ne de konusu.
Kitabın suikastçı dediği şey, suikastçı değil asker yetiştiriyor bunlar. Suikastçı dediğin daha sinsi, çevik, gizli olur. Yanlışım varsa düzeltebilirsiniz buradan sonrası baya öznel kaçabilir ama düşüncelerimi törpülemeden yazacağım. Suikatçılar bir ülkeyi toplu korumak için yeterli değil. Belki video oyunu kafasıyla düşünüyorumdur ama bunların asıl olayı gizlilik değil mi? Bir savaş çıktığında gizli gizli mi savaşacaksınız? Aldıkları eğitim dümdüz savaşçı eğitimi. Büyük ihtimalle suikasçı olmak yazara daha havalı geldiğinden bu şekilde tercih etmiş.
Karakterlere gelirsek Rowenan tam bir salak. Güya annesinin ölümünü araştırmak için suikasçı okuluna gidiyor. Ama yaptığı tek şey iki tane kilitli odaya girmeye çalışmaktan öte değil. Sırf Cunt ile etkileşimi olsun diye Lena'yı bayıltıp onun yerine geçmesi ve eğitmeniyle öpüşmesini saymıyorum bile. Ayrıca sürekli bu gerizekalı yerden bitmenin ay "yok ben şöyle tehlikeyim" yok "benim neler yaptığımı bilse benden korkardı" tarzı salak kendini övmeleri cinnet geçirtti. Kaliteli bir kadın karakter yazmak istiyorsanız, karakterin kendisini övmesine gerek yok. Eğer iyi olsaydı okuyucu bunu zaten o kendini övmeden anlardı. Ama Rowenan o kadar kötü bir başrol ki, yazar bir şekilde okuyucu manipüle etmeye çalışılmış herhalde.
Kant... çok kötü. Gerçekten şu haşin erkek sevdanız bi bitmedi. Bu tür erkekler romantize edildiğinde ben çıldırıyorum. Kitap boyu dengesiz ve çocuksu tavırlarıyla neredeyse Rowenan kadar sinir bozucuydu. Allahtan... pardon Tanrıdan, Tanrılardan, Azizlerden, Doğa Anadan bölüm sayısı çok daha azdı. Erkeğimizin adam akıllı hiçbir vasfı yok. Kendisi öğrencileriyle yatağa girmesiyle övünen, suikastçı akademisinde öğretmen olmasına rağmen düşüncesiz ve fevri olan bir mahlukat. Gerek yersiz cinsel imaları olsun (17 yaşında bir genç kıza) gerek karşıki dağları ben yarattım havaları olsun çekilmez biriydi. Rowenan'ı tam anlamıyla üç erkeğe boğdurduktan sonra, içlerinden biri kızın yanağını tutmuş diye onun ellerini kırması da... cidden soruyorum bu sahne "YAAA AMAA BAKK NASIL SEVİYOO ASLINDAA" dememiz için mi yazıldı? Yoksa yazarımızın işkence yapan erkeklerin toksik aşklarına bir fetişi mi var?
Adrian ile Rowenan'ın tanışmasını okuduğunuzda bile sonunda öleceğini anlayabilirsiniz. Ayrıca bir boklar yediği de çok belliydi. Muhtemelen Kant onu hain olduğu için falan öldürdü. Çok bayağı ve basit bir kurgu ama hikayede biraz olsun ehh dediğim tek yerdi.
Evrende sürekli adı geçen kutsallar ve tanrılar için hiçbir açıklama yok. Sürekli Tanrı, Tanrılar ve kutsal kişilerin isimleri geçiyor ama asla bir bilgi kırıntısı dahi yok. Evren güya fantastik ama haritasına bakarsanız bile götten sıkım olduğunu anlayabilirsiniz. Bir iki bina var başka hiçbir şey yok. Bana Kars'ın dağlarında gizli bir köy deseniz tamam derim çünkü evrenle ilgili hiçbir bilgi yok. Bir kral var iki suikastçı akademisi var bildiğimiz tek şey bu.
Akademinin sürekli farklı yerlerden öğrenci almasını da yazarımız "Başka ülkelerden adam çalıyoz AQ ÇOK ZEKİCE" diyerek kurguladığı için en azından sürekli akademide cirit atan casusların bir anlamı oluyor. Yani o kadar mantıklı ki akademide sürekli casus çıkması, yazarın hikayesinde mantıklı bir temele dayandırdığı tek şey bu. O da saçmalıktan başka bir şey değil.
Kitabın bir kerede yazıldığını düşünüyorum çünkü çoğu yerde aynı şeyler tekrar tekrar anlatılıyor. Bazen kendim yazdığım bölümü tekrar okurken konuyu açıklamaya çalışırken saçmaladığımı ve aynı şeyleri tekrar tekrar yazdığımı görüp düzenliyorum. Eğer yazıyorsanız bunu çok kez yaşamışsınızdır. Heh işte o şey bu kitabın her yerinde var. Kitapta bir editörün çalıştığını asla düşünmüyorum. En iyi ihtimalle 100 sayfanın kurgudan çıkarılması gerekirdi ve hiçbir kopukluk yaşanmazdı.
Kitabın sonu ise tüm hikayeye mum dikiyor. Son yirmi sayfa o kadar aceleye gelmiş ki herhalde kira denkleşmiyordu. Başka türlü iki ayda bir kitap çıkarmanızın bir anlamı olamaz. Sonuç olarak böyle vasat bir kitabı bile pazarlayıp okutabiliyorsa, bu kadının çok yüksek bir zekası olmalı. Bunu okuyan ve seven herkese sevgilerle. Umarım reşit olduğunuzda gözleriniz biraz olsun açılır ve bu tarz şeylerin bizi ne kadar geriye götürdüğünü öğrenmiş olursunuz.
EKLEME!!!!
En sinirimi bozan şey ben bunu nasıl unuturum!! Karakterlerin birbirlerinden nefret etmek için hiçbir nedeni yok. Bildiğin ay ben bir oturayım enemies to lovers yazayım, diye yazılmış. Kant belki Rowenan'dan nefret edebilir, sonuçta sırrını biliyor falan hani belkiiii. Ama Rowenan'ın Kant'tan nefret etmek için hiçbir sebebi yok? Harlow annesini yerine geçmiş, kadının günlüğü çekmecesinden çıkıyor. Hani anneni öldürüp yerine geçmiş olabilir? Bu o kadar şüpheli bir durum ki Bizim salak Rowenan hala "Kant of nefret ediyorum öl yhaaa" diye geziyor. İş öldürmeye gelince de kızımız tribale bağlayıp adamı zehirlemeye çalışıyor. Asarsın kesersin en fenası sensin gitsene gizli gizli çek bir yere öldür? Ama yok o çok adam öldürmüş ama hepsi kötü insanlarmış. Tamam.
Yazarın kadınlara olan tutumunu sorguladım. Çünkü erkek karakterler seks yapabilir bu onların doğasında var tarzında yazıyor. Ama bir kadın seks yaptığında bu ayıplanacak bir şeymiş gibi yazıyor. "Ya çok konuşurdu ya da bacaklarını açardı." tarzı bir yer var ve kusmak istedim. Kant'ın birlikte olduğu öğrencileri sanırım erkek çünkü onun cinsel hayatından bahsedilirken hiç bu detaylara girilmedi? Bir kadın olarak kadının cinselliği yaşıyor olmasını bile ötekileştirmek ve erkekleri birer aptal gibi yazmak için nasıl bir kafa gerekiyor acaba? Aynı kıza Kant "Bir gece eğlendirir bırakırım" dediğinde kendisinin nerelerini açacağı hiç geçmedi? Bir kadın ya çok konuşup ya bacaklarını aralıyorken Kant kızı bir gecelik eğlendiriyor. Şimdi bu normal mi?
Sadece bu da değil kitap boyu kadınlar, incel bir erkeğin ağzından anlatılmış kadar iğrenç yazılmış. Taverna'daki görevli tarif edilirken yeşil elbisesi ve kalçasının yürürken nasıl oynadığıyla betimleniyor. Bir başka yerde Kant, kılık değiştirdiğini nasıl anladığını Rowenan'a şu cümlelerle açıklıyor. "Lena'nın memelerini nerede görsem tanırım."
Başrol hariç -çünkü Rowenan çok tehlikeli onun böyle kadınsı şeyleri yok- bütün kadınlar için olay bu mudur? Meme, kalça ve seks hayatı mı? Rowenan ve onun annesi haricinde tüm kadınları anlatışın bu şekilde mi? Sürekli yapılan info dumpingden bahsetmeye bile kasamıyorum ama... Allah aşkına, bilmem kaç kişilik bir arkadaş grubu iki sayfa betimlenerek mi anlatılır? Bırak özelliklerini Vladimir ve Adrian haricinde isimleri bile aklımda kalmadı. Çünkü yazmamışsın. Orada bütün karakterleri anlattın ve hikayeye hiçbir katkıları olmadı.