Yok olan ritüellerden, yokluğun ve değişimin ritüeline
Puan vermedi·116 syf.··
2025 27. kitabı
Kitap farklı konulardaki kaybolan ritüeller sonucunda insanın anlam arayışında yaşanan dönüşüm ve “insan olmak” kavramı üzerinde farklılaşan toplumu kuvvetli argümanlarla desteklemiş. Ritüellerin kökündeki sembolizm arayışı ve insanın varlığı itibariyle içerisinde barındırdığı sembolik dil, hayata ve topluma sembolik bakışı ve ritüellerin insan hayatında girmesi, taşınması ve uygulanmasında yaşanan dönüşümle, insan kavramında yaşanan dönüşüm kuvvetli argümanlarla destekleniyor. Örneğin üretim devrimi ile birlikte uzun süredir üretim metası olan insandan tüketim metası olan insana dönüşüm; tüketimle dejenere olan ve kanıksanan metanın insan için anlamsızlaşması ve değersizleşmesi örneklerle anlatılmış. İnsanın ego merkezine yaptığı yolculukta, sergilediği her performans ile kendisini yaratması ve kollektif narsizme giden dönüşüm ile “iletişimden yoksun toplulukların, topluluktan yoksun iletişime dönüşmesi”, din, kurban, bayram gibi kavramlarda yaşanan yozlaşma ve dönüşüm, adalet için düello yapan asillerden, asiller için ölen kölelerin savaşına ve savaşın ritüellerindeki dönüşümüne, cinsellikteki ritüellerden pornografiye ve insan bedeninin çıplaklaşmasına kadar çok farklı destek noktalarından konu oldukça güzel bir kompozisyonda sunulmuş ve ufuk açıcı çok fazla noktayı içeriyor. Gelelim kitabın bıraktığı bir iki soruya: Mesela, kitapta bahsedilen ve yok olan ritüellerin yerine yep yeni ritüeller sürekli çıkıyor. Mesela, bugün yapay zeka alanında yeni teknoloji firmaları, bu firmaların kendi ritüelleri, yıllık toplantıları, duyurdukları yeni icat ve ürünleri ve bunların ritüel şeklinde yapılması var. Bir diğer konu ise bireysel ritüeller. Kitabın kabulü tamamen sosyal ritüeller üzerinden yapılmış. Bir insanın hayatta yaşadığı bireysel ve sadece kendisini hissettiği anlardaki ritüelleri de yeniden var oluyor. Hatta eskiden olduğu gibi bireyin kendi ritüelleri belki de sadece toplumdan miras aldığı ve başkalarından öğrendiği (ve bir anlamda yapmak zorunda olduğu) ritüeller (mesela ibadet etmek, dua etmek, bir başarı anında yemek veya tatlı ile kutlamak gibi) olmak zorunda değil. Bireyin yalnızlaşması bu anlamda bireysel ritüellerin zenginleşmesini de doğuruyor diyebiliriz. Artık bireyin yaşadığı travma ve üzüntü anlarında çok daha renkli ve benzersiz ritüeller ortaya çıkıyor, toplumda depresyonun artması ve psikolojik problemler burada bir işaret olabilir. Benzer şekilde eşsiz deneyim sunan meditasyon, yeni dinler, spritualizm gibi çok sayıda arayışlar bireyselleşen ve bir o kadar da zenginleşen ritüel dünyasına bir işaret olabilir. Birileri söylediği veya toplum emrettiği için yapılan ritüellerden bireysel dünyadaki ritüel zenginliğine bir geçiş kitapta neredeyse yok sayılmış. Belki de şunu sormak lazım: insan hayatı bir anı tekrar ederek o anda ve kendi hayatında derinleştiği, insan olmayı aradığı kadar; tekrar eden değişim ve yenilikte de kendini bulamaz mı? Mesela, her gün sabah kalkıp bir kayaya bakıp, her gün farklı bir bakışla, her bakışta yaşadığımız değişimle kendimizi bulurken ve olgunlaşırken, her gün yeni bir kayaya bakıp bizde aynı kalanları aramak da bir ritüel olamaz mı?
Ritüellerin Yok Oluşuna DairByung-Chul Han · İnka Kitap · 2022223 okunma
·
134 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.