-Peygamberlere tam manasıyla tabi olanlar, onların kemalatını kendine çekerler ve bütünüyle onların rengine boyanırlar.
-Buna rağmen peygamberlere tabi olan hiç kimse onların -en aşağı mertebedeki peygamberin bile- derecesine erişemez. İsterse en üstün peygambere -asm- uymuş olsun. Bu sebeple peygamberlerden sonra en üstün kişi olan Hz Ebubekir, en alt derecedeki peygamberin daha altındadır.
-Bunun sebebi peygamberlerin mebde-i taayyünlerinin (beliriş başlangıçları) asıl makamında olup, ümmetlerin mebde-i taayyünlerinin derecelerine göre bu aslın gölge makamlarında olmasıdır. Dolayısıyla asıl ve gölge arasında nasıl bir eşitlik olabilir?
-Zati tecelli yalnızca son peygamber Muhammed Mustafa (sav.) özgüdür. O'nun ümmeti için zati tecellinin meydana gelmesi O'na tabi olmaya bağlıdır. Bu tecelliye peygamberlerin erişmesi ise yine O'nun aracılığıyladır.
-Lakin bu babda diğer peygamberler ve ümmet-i Muhammed arasında fark vardır. Bir misal vermek gerekirse. Diğer peygamberler, Efendimiz'e mahsus olan bu büyük nimet sofrasında onun meclis arkadaşlarıdır. Veliler ise O'nun hizmetçileridir. Bu sofradan bir hisse almışlardır. Sofraya oturan arkadaş ile hizmetçi arasındaki fark barizdir!
-Ayrıca burada, ümmet-i Muhammed ile diğer peygamberlerin ümmetleri arasında da fark vardır. Az önce, diğer peygamberlerin zati tecelliden nasiplenmesinin peygamberimiz (asm)'den yansıma yolu ile olduğunu söyledik. Onların ümmetlerinin bu tecelliden pay alması ancak yansımanın yansıması yoluyla olması gerekir. Fakat en başta denmişti ki; peygamberlere tabi olanlar onların kemalatını kendine çekerler; bu ifadeden maksat mutlak kemalat değil, öz kemalat idi. Yani kendi peygamberlerine mahsus olan velayeti elde ederler. Onlara yansıma yollu, gölge yollu geleni değil.
-Sonuç olarak zati tecellinin görüldüğü tek ümmet, ümmet-i Muhammed (asm)'dır. Zaten bu nedenle en hayırlı ümmet olmuştur. Yine bunun için bu ümmetin alimleri İsrailoğulları'nın peygamberleri gibidir*. (* hadis i şerif)
Mektûbât-ı Rabbânî (3 Cilt Takım)
"Tûr-i Sînâ'da değil, Hakîkat sînendedir.
Âlem-i Kübrâ sensin! Kalem, Levh, Arş sendedir.
Artık derûnuna göç, keşfet bu avâlimi!
Buna muvaffak olan ebediyyen zindedir." (ganiyy muhtefi)
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.