Zincirin Altın Hali Bile Zincirdir
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2025 177. kitabı
Hayat bazen avuçlarımızı öyle doldurur ki… elimizdekinin bize ait olmadığını bile bile, sırf kaybetme korkusundan tutarız. Bu kitap tam da buraya dokunuyor: bırakabilmek, vazgeçebilmek, elindekini yere koyup yoluna devam edebilmek. Çünkü insan fark ediyor ki, aslında kaybetmekten korktuğu şeyler çoktan onu kaybetmiş. Guy Finley’in satırlarında ilerlerken kendi hayatımı düşündüm. (Ne çok şeye tutunmuşum aslında!) Çoğu zaman bana zarar veren düşüncelere, gitmesi gereken insanlara, çoktan bitmiş anılara… Oysa vazgeçmek bir yenilgi değil, çoğu zaman en büyük zafer. Çünkü bırakınca özgürleşiyorsun. Bir çocuğun elindeki kırık oyuncağı sıkı sıkı tutması gibi, biz de kırık yanlarımızı bırakmıyoruz. Ama kitabın bana söylediği şey şuydu: "Elindekini bırak ki yeniye yer açılsın." Bazen geceleri kendi kendime konuşuyorum, içimde bir ses "ya kaybedersem?" diye soruyor. Ama bu kitap o sese başka bir cümleyle cevap verdi: "YA BULURSAN?" İşte o an düşündüm… Belki de bütün mesele kaybetmek değil, bulmaya cesaret edememekti. Finley’in dili sade ama kalbe işleyen cinsten. Her bölümde kendime bir ayna tuttum. Mesela, geçmişi geride bırakmanın aslında bir silme işlemi olmadığını; onunla kavga etmeyi bitirmek olduğunu anladım. Çünkü insan geçmişi unutamaz ama onun zincirini taşıyıp taşımamak kendi elinde. Bu bana eski bir anımı hatırlattı: uzun süre affedemediğim birine dair hislerimi. Her defasında içimde yarayı kanatıyordum. Bir gün bıraktım… affetmedim belki ama onun üzerimdeki etkisini bıraktım. İşte kitap bana o anımı tekrar yaşattı. Okurken en çok şunu hissettim: Biz aslında kaybolmaktan değil, özgür olmaktan korkuyoruz. Çünkü özgürlük, sorumluluk ister. O yüzden zincirlerimizi severiz, alışırız, bağlanırız. Ama zincir, zincirdir işte! İster altın olsun, ister paslı demir, sonuçta seni bağlar. Kitap bana öğretti ki, vazgeçmek bir sanat. "Sana yük olanı bırak" derken aslında şunu söylüyor: "Kendine ihanet etme." Ve bu cümle bende çok derin bir yere dokundu. Çünkü çoğu zaman kendi yüreğimden vazgeçip başkalarını mutlu etmeye çalıştım. Oysa insan, en büyük borcunu kendine ödemeli. sanki yeni bir nefes vardı. İçimden şöyle geçirdim: Belki de en doğru yol, elimde olanı değil, elimde olmayanı bırakabilmekti. Çünkü gerçek özgürlük, boş kalan avuçlarda filizleniyor.
İnsan ve Hayat
VazgeçebilmekGuy Finley · Destek Yayınları · 20204,766 okunma
·
517 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.