Bir 'HİÇ' tarafından "Huzursuzluğun romanı Huzur" olarak tanımlanan eser...
Bu tanımı yıllar boyunca binlerce kez duyduğum için esere karşı olumsuz bir tutum içerisindeyim. (Aslında tanımı yapan 'HİÇ'ten hiç hazzetmiyorum.) ;)
Eser lafta bir günü anlatıyor lakin bence ondan çok daha uzun bir süreyi kapsıyor. Bunun dışında aşk romanı olduğu söyleniyor amma velakin "medeniyet kavramından - doğu-batı sorununa, musikiden - müziğe, psikolojiden - sosyolojiye, ölümden - yaşama, neşeden - hüzne" birçok temayı içerisinde barındırıyor. Eseri, TÜRK edebiyatı için klasik ve kült bir eser olarak tanımlayabiliriz. Bana akıcı ve sürükleyici gelmedi maalesef; bu yüzden eseri okurken 'bayağı' bir sıkıldım ve zorlandım da diyebilirim.