Selçuk Altun, kitapları hakkında karmaşık duygulara/düşüncelere sahip olduğum bir yazar. Romanlarını genel olarak çok iyi bulmam. Kurgu, karakter yaratma açısından hep bir zorlama, steril bir projelendirme olduğunu düşünürüm. Kitapları malumatfuruştur. Eleştiririm ama yine de her kitabını okurum! Beni başka kitaplara, başka okumalara çağırır hep. Her kitabında çok bilmiş, entelektüel, -mutlaka- "zengin" ve "erkek" karakterler vardır. Bu karakterlerin peşine düştüğü gizemler, edebi oyunlar ilgimi çeker. Son kitabında da bu tür oyunlar ve tarihsel arka planda Diyarbakır Cezaevi var. Kahramanımız işkenceci gardiyanın peşine düşüyor. Kitap adlarını Oktay Rıfat dizelerinden seçen yazar, bu kez kitabının adını bir türküden almış. Oyunları, Werner Herzog sineması ve Proust üzerine göndermeleri ilgiyle takip ettim. Bir Selçuk Altun romanını yine keyifle okudum, yine kalıcı bir karakter yaratıp yaratmadığından emin değilim!