·576 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Ağustos 2025 01:30 Nasıl başlasam bilemiyorum çünkü içinde kendimden parçalar bulduğum kitapları bitirmek bana hep veda gibi gelmiştir. Ve ben vedaları hiç sevmem. Hoş. Kim sever ki zaten...
Kendi hayatı hakkında diyor ki Ahmet abi "Sahibinden satılık/Hasarlı/Bir hayat... /Alacaksan/Al,artık..." Kendi hayatıma bir borcum yok diyordu ama hayat ona çok şey borçluydu...
Onu birkaç kelimeyle özetlemek istesem "hüznün şairi" derdim... Kitabı okurken tabiri caizse içinizi deşiyor. En yalın ve alakasız cümleleri bile öyle bir anda karşınıza çıkarıyor ki ne hissedeceğinizi şaşırıyorsunuz. Hüngür hüngür ağlatmaz belki okurken ama hani sessize dökülen gözyaşları vardır ya, işte onu en derin şekilde yaşatır. Ansızın gözlerinizin dolmasını göze alıyorsanız kesinlikle okumalısınız. Siz ağlarken peçete uzatmaz belki ama sizinle birlikte aynı acıya ağlar...
Ahmet Abi'nin tüm şiirlerinin toplandığı Burada Gömülüdür adı altında basılan kitabın ikinci cildiydi. İlki bittikten sonra da içimde derin bir boşluk bırakmıştı. O kitapta biraz daha fazla duygu yoğunluğu var. Yanlış anlaşılmasın Ahmet abi burada da duyguların dibine vurmuş ama hani şairlerin belki de saçma diyebileceğimiz (ama saçma olmayan), okunduğunda çok şey anlamadığımız sanki sırf yazmak için yazılmış gibi gelen şiirler vardır ya onlardan biraz daha fazlaydı bu kitapta. O kısımları okurken sıkılabilirsiniz (1 puanı buradan kırdım) ama kesinlikle her şiirseverin kitaplığında bulunmalı Ahmet Abi'nin şiirleri.
Ayrıca okurken arkaya hüzünlü fon müziklerinden açarsanız melankolinin ve hüznün dibine vurmaya hazırsınız.
Şuraya da bir not düşeyim bu kitabın bende bu kadar iz bırakmasının bir sebebi de etrafımdaki tanıdığım ve sevdiğim bazı kişilerin kanser olması ve hatta bazılarını kaybetmiş olmam. Sonlara yaklaştığınızda Ahmet abi de bu konu hakkında yazıyor ve anladığım kadarıyla sesini kaybediyor, zaten sonra da hayatını... Diyor ki "Anladım, ses yitince yazı da yolcu... " İyi ki yazmışsın Ahmet abi yoksa birilerine yazıların iyi gelmeyecek ve birileri kendini yalnız hissetmeye devam edecekti... Yaşıyor olsaydın sana Zakkum'un "İkimiz de Yorgunuz" şarkısını hediye ederdim ama madem sen bilmeyeceksin o zaman şarkı da bu incelemeyi ve kitabı okuyanlara gelsin. Keşke yaşarken bu kadar yalnız hissetmeseydin kendini... Halbuki uyarmıştın, "Göreceksen şimdi gör beni/Çünkü tabutlar ışık geçirmez" demiştin ama göremediler. Artık ne önemi var tabutun üstündeki çiçeklerin, tabutun içinde de ışık yoktur, içindekinde de. Bu yüzden büyümez çiçekler... Oğuz Abi'yle birlikte seslendiğiniz karanlığa selam olsun...
Çok uzattım sözlerimi ama pişman değilim ve incelemeyi de Ahmet Abi'nin şu sözleriyle bitireyim:
"Ama bence ne yap bilir misin
Hızlı yaşama artık, genç ölme
Bırak cesedin yakışıklı filan da olmasın
Bir kapının önünde, utangaç bir hüzünle
Dur ve bekle, inan ki o kapı açılacak
Uğul uğul bir kanat sesi dolacak eşiğine
Geriye doğru belki koşabilirsin
Ama akan su dağlara tırmanmayacak... " sy:563
Kitapla kalın, yalnız kalmayın...