·216 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Ağustos 2025 14:30 Hiç unutmayalım ki, erkekler için cinsel şiddetin önde gelen bir işlevi, kadınlara egemen olmak ve onları denetim altında tutmaktır!
Üniversitede bir hocamın önerisi üzerine aldığım ve okuyup bitirdiğim bu kitap benim açımdan oldukça faydalı oldu. Kitap Diana hanımın on yıllık çalışmalarını içermekte. Tutuklanmış tecavüzcü erkeklerle görüşmelerini çeşitli başlıklar altında topladığı araştırmalardan oluşmaktadır. Kitap toplumda kabul görmüş, psikopatolojinin kabul ettiği tecavüzü gerçekleştiren erkeklerin "hasta" miti etrafında kabul gördükleri, masumlaştırıldıkları efsanelerini çürütmekte. Yaptığı araştırmalar sonucunda yalnızca %5'lik kesimin psikotik/hasta olarak geçiyor. Geri kalan bizler gibi normal insanlar. Yani tecavüz hastalık değildir, tecavüz toplumsal bir sorundur ve bu öğrenilmiştir. Kurbanı suçlayan toplum erkek egemenliğini yüceltmekte kadını hiçe saymaktadır. Bu toplumsal bir sorundur. Ataerkil toplum yapısı tecavüzü masumlaştırmış, kadının çaresizliğini erkeğe çare olarak sunmuş ve dünyadaki birçok toplum yapısında kabul görmüş bir yapıdır. "Tecavüz kadının değil, erkeğin sorundur" ancak toplumun kadına boyun eğen, edilgen, zayıf, çaresiz, güçsüz, nesne gibi vasıfları yüklemesi dolayısıyla suçlu kadın gibi görülmektedir. Bu araştırma ABD'de yapılmış bir çalışma ancak evrensel boyutta da yorumlanabilir. Ülkemizde de yaşanan kadın cinayetleri bu durumun ne boyutta olduğunu göstermekte. Dünyada her gün yüzlerce, binlerce kadın tecavüze uğruyor veya öldürülüyor. Ülkemizde de bunu çok net görmekteyiz. Bunların bizim yüzyıllar boyunca sorgulamadığımız geleneklerden geldiğini fark etmek gerek. Örneğin, sünnet düğünleri yapılarak "erkekliğin" yüceltilmesi, düğün öncesi kadınların hamamda vücutlarının incelenmesi "kadınlığın" aşağılanması bu ikisi ile pek açıktır. Toplumumuzun birçok kesiminde yer alan "bakirelik" evlenen çiftin beraber olacağı gün kadının kendisini ispat etmek zorunda bırakılması gibi gibi o kadar çok örnek var ki buraya yazmakla bitmez. Şunu bilip değiştirmek gerekiyor. Bunları yapan bir kişi değil, bir toplum. Toplum ataerkil yapıyı benimsediği sürece bu durum değişmeyecek ve kadın aşağılanan erkekse yüceltilen biri olarak görülecek. Bu temel yüzyıllara dayanan bir durum. Örneğin, Han erkekler için kullanılan bir tabir hanım ise hana ait. Bay veya bayan gibi. Birçok örneği görülmekte. Tecavüzü, depremi, kötü olayların birçoğunu hala kadınların açık seçik giyinmesine bağlayan çok büyük bir kitle ile yaşamaktayız ve bu da kadının aşağılanmasını ve onun yok sayılmasını devam ettirmekte. Hiçbir kadın tecavüze uğramak istemez, tecavüz sırasında vücudun salgıladığı tepkileri bile haz alıyor olarak algılayan büyük bir grup var tecavüzcüler arasında. Bu kitap benim için anlatmakla bitecek bir kitap değil. İsterim ki herkes okusun, etrafındakilere okutsun. Özellikle de erkeklerin okuyup bu yapıyı sorgulamasını isterim. Biz'i bir nesne, cinsiyet olarak görmeyin. Hepimiz insanız. Bizi bütün yapabilecek en güzel şey birlik olabilmektir. Bu sorunu hep beraber çözebiliriz. Bu durumu değiştirmek dileğiyle...
Kitapla, farkındalıkla, insanlıkla, doğayla kalın!