Ölümün Güzelliği: Bir Vuslat ve Hakikatin Buluşması
Ey insan ölüm sana korku değil, bir muştu olarak gelmelidir. Zira ölüm bu fani dünyanın perdelerini aralayan ve seni ebedi sevgiliye yani Allah’a kavuşturan bir kapıdır. Kur’an’da şöyle buyrulur: “Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.” (Ankebut, 29:57). Bu ayet ölümü bir yok oluş değil, bir dönüş, bir vuslat olarak tanımlar. Güzellik bu kavuşmada saklıdır; çünkü insan, yaratılışının nihai amacına, Rabbine dönerek ulaşır.
Ölüm bu dünyadaki imtihanın son bulduğu andır. İnsan dünya hayatında türlü zorluklarla, acılarla, sevinçlerle sınanır. Ancak ölüm bu geçici yurdun yüklerinden kurtularak ruhun asıl vatanına yani Allah’ın rahmetine ve cennetine yol alışıdır.
Ölümün güzelliği aynı zamanda insana tevazuyu, hayatın geçiciliğini ve gerçek öncelikleri hatırlatmasında yatar. Dünya bir gölgelik gibidir; ne kadar güzel görünse de, kalıcı değildir. “Dünya hayatı, bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Ahiret yurdu ise, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır.” (En’am, 6:32). Ölüm bu gerçeği insana hatırlatarak onu mal, makam, şöhret gibi geçici heveslerden sıyırır ve kalbinin Allah’a yönelmesini sağlar. Bu yöneliş insanın ruhunu özgürleştirir ve ona ebedi bir huzurun kapısını açar.
Ölüm aynı zamanda adaletin ve merhametin tecellisidir. Her insan yaptığı amellerle Allah’ın huzuruna çıkar. “Kim zerre kadar iyilik yaparsa, onun karşılığını görür; kim de zerre kadar kötülük yaparsa, onun karşılığını görür.” (Zilzal, 99:7-8). Bu ölümün bir son değil, bir hesaplaşma ve yeniden doğuş anı olduğunu gösterir. Mü’min için ölüm, Allah’ın rahmetine sığınmanın, affa mazhar olmanın ve cennetle müjdelenmenin kapısıdır. Ölüm dostu dosta kavuşturan bir köprüdür.
Ey insan ölümü sev çünkü o seni Rabbine ulaştırır. Ölümü hatırla, çünkü o sana hayatın kıymetini öğretir. Ölümü düşün, çünkü o seni kötülükten alıkoyar ve iyiliğe yöneltir.Ölümün güzelliği, onun insanı kendine getirişinde, kalbi uyandırışında ve ebedi saadete hazırlayışındadır.
Ölüm bir son değil, bir başlangıçtır; bir bitiş değil, bir vuslattır. O seni Allah’ın sonsuz rahmetine, cennetin nimetlerine ve ebedi huzura taşıyan bir yolculuktur. Bu nedenle ölümü korkuyla değil, imanla ve teslimiyetle karşıla. “De ki: Ey Rabbimiz! Bizi hidayete erdir, sonra da bize rahmetinle muamele et. Şüphesiz sen, bağışlayansın, merhamet edensin.” (Kehf, 18:10). Ölüm Allah’a kavuşmanın güzelliğidir; bu güzelliği imanla ve salih amellerle süsle ki, o an geldiğinde ruhun bir bahar bahçesine uçan kuş gibi hafiflesin.
Allah'ım ölümümüzü Sana kavuşmanın bir vesilesi kıl. Bizi imanla, salih amellerle ve güzel ahlakla donat. Son nefesimizde Kelime-i Şehâdet söylemeyi nasip et. Kabrimizi cennet bahçelerinden bir bahçe eyle. Bizi rahmetine nail olan kullarından kıl. Günahlarımızı bağışla, hatalarımızı ört. Bize ahiret yurdunda cemalini görmeyi nasip et. Ey Rabbimiz bizi anne-babamızı ve bütün müminleri o büyük hesap gününde mağfiretine ulaştır. Âmin