İçinde taşıdığın o derin kalbi sıkıntıyı, göğsünün üzerinde sessizce büyüttüğün o ağır yükü, geceler boyu uykusuz bırakan o endişeleri, kimseye anlatamadığın o iç hesaplaşmaları, kimsenin görmediği saatlerde döktüğün o gözyaşlarını, kimsenin fark etmediği anlarda sırtlandığın o fedakârlıkları, kimsenin takdir etmediği, hatta belki küçümsediği o bitmek bilmeyen çabayı… bütün bunları, gerçekten samimiyetle, içtenlikle, sadece Allah rızası için gösterdiğin o karşılıksız emeği, Allah'tan başka hiçbir kimse tam anlamıyla anlayamaz, kıymetini bilemez, hakkını teslim edemez.
Çünkü insanlar ancak dışardan görüneni görür attığın adımları, söylediğin sözleri, verdiğin tepkileri… Ama kalbinin en kuytu köşesinde sakladığın o acıyı, o yorgunluğu, o "keşke"lerle dolu sessiz çığlıkları, vazgeçmemek için her defasında yeniden topladığın iradeni, kimseye göstermeden gömdüğün hayal kırıklıklarını, yalnız başına verdiğin o mücadeleleri… işte bunları ancak kalpleri yaratan, her bir hücresini bilen, her bir gözyaşını kaydeden, her bir niyeti gören Allah bilir ve anlar.
O yüzden yorulduğunda, anlaşılmadığını hissettiğinde, "Kimse görmüyor zaten" dediğinde şunu hatırla:
Gördüğü ve takdir ettiği tek Zat vardır ki O da yeter.
O’nun görmesi, insanların bilmesinden kıymetlidir.
O’nun "Biliyorum" demesi, dünyanın "Anlamadık" demesinden daha tesellidir.
Gösterdiğin çabayı, kalbindeki o derin sıkıntıyı, Allah'tan başka kimse gerçekten anlamayacak…