Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.).Onun kalbi Allah’a teslimiyetin, insanlara merhametin ve yaratılmış her varlığa karşı şefkatin merkeziydi. Yetimlere kol kanat geren, yoksulları doyuran, düşmanlarına bile adaletle davranan bir kalp... Öyle bir kalp ki, Taif’te taşlanırken bile “Allah’ım, kavmimi bağışla, çünkü onlar bilmiyorlar” diye dua edecek kadar genişti. Mekke’nin fethinde, kendisine yıllarca eziyet edenlere karşı intikam yerine affı seçen bir yürek... Çocukları kucağına alıp sevgiyle kucaklayan, kadınlara değer veren, köleleri hürleştiren, hayvanlara bile şefkat gösteren bir merhamet pınarıydı o.
En zor anlarda bile öfkesine yenilmemiş, kimseyi kırmamış, kimseyi incitmemiştir. Bir gün bir bedevi, ona kaba bir şekilde hitap ettiğinde, o tebessümle karşılık vermiş ve o kişiyi yumuşatmıştır. Sofrasında misafiri eksik olmaz, elindekini paylaşır, kimseyi geri çevirmezdi. Onun ahlakı, insanlara sadece sözle değil, yaşayışıyla da örnek oldu.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Allah’ın en sevgili kulu, âlemlere rahmet olarak gönderilmiş bir nebiydi. Onun ruhu, Allah’a olan aşkıyla, ibadete olan düşkünlüğüyle ve insanlığa olan hizmetiyle doluydu. Geceleri teheccüd namazında gözyaşlarıyla Rabbine yalvarır, ümmeti için dua ederdi. “Ümmetim, ümmetim” diyerek, bizler için endişelenen bir kalbin sahibiydi. Onun ruhu, insanlığın karanlık yollarını aydınlatan bir nur, bir hidayet meşalesiydi.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) güzelliği, bir bütün olarak ele alındığında, yalnızca bir insanın değil, tüm insanlığın ufkunu açan bir rehberdir. Onun güzelliği, bir yüzdeki nur, bir kalpteki merhamet, bir ahlaktaki incelik ve bir ruhtaki teslimiyettir. Bizlere düşen, onun sünnetine sarılarak, onun ahlakını hayatımıza taşımaktır. Çünkü onun güzelliği, sadece görmekle değil, ona uymakla, onun gibi yaşamaya gayret etmekle anlaşılır. Allah, bizleri onun yolundan ayırmasın ve şefaatine nail eylesin. Amin amin amin