Sami’ler hakkında okuduğum ilk romandı sanırım. Başından sonuna kadar yaşadıkları ortamı, kışı, soğuğu, güneşi hissettiren, kültürlerini olabildiğince aktarmaya çalışan satırlar arasında kayboldum. Onlar için ren geyiklerinin ne kadar önemli olduğunu çok iyi anladım. Her kültürde öteki olmanın çok zor olduğunu bir kez daha düşündüm. Medeniyetin yalnız bıraktığı insanların acılarını hissettim. Kuzey ülkelerinde hep havanın ya da fazla rutin hayatın sebep olduğunu düşündüğüm intiharların aslında koca bir buzdağının görünen yüzü olmasıyla yüzleştim. Keşke çeviri biraz daha özenli yapılsaymış dedim. Bazı yerleri okurken ne demek istediğini düşündüm. Öylesine zorlayan cümleler vardı. Yazım hatalarıyla da birleşince can sıkıcı oldu. Yine de okuduğum için memnunum. Farklı kültürlere ilgi duyanlara, durağanlıktan sıkılmayanlara öneririm.