Genel kurgusunu beğendiğim ama bazı olayların yüzeysel işlendiğini düşündüğüm, konunun daha da zenginleştirilebileceğini, içeriğin daha da doldurulabileceğini düşündüğüm bir kitaptı. Yazar kaynaklı mı yoksa çeviri kaynaklı mı olduğundan emin olamadığım bazı anlatım hataları vardı. Aslında anlatım akıcıydı ama o birkaç hata biraz rahatsız edebiliyor. Mesela karakter bir pozisyonda duruyor ama o pozisyonu asla anlayamadım :D Oturuyor mu, uzanmış mı bir türlü anlayamadım :D Karakterlerin dış görünümünü anlatırken de bazı eksiklikler hissettim. Mesela bazı karakterlerin saç ve göz renklerini hâlâ bilmiyorum :D Oysa her karakteri ilk gördüğümüzde bunlar anlatılsa daha hoş olurdu. Bir gizem-gerilim havası var ama hafif düzeyde. Polis gücü yine yetersiz kalıyor ve her şeyle ana karakter baş etmeye çalışıyor. Polislerin bu denli yetersiz gösterildikleri kurguları sevmiyorum. Az sonra spoiler kısmında bir sahne anlatacağım yetersizliği boşverin dikkatsizliğin dibi gibi falan bir şey :D Tüm bunlara rağmen yazar ana karakterin iç dünyasını, duygularını, düşüncelerini çok güzel ifade etmiş. Ben gençler arasında geçen lise kurgularını, kasaba kurgularını her zaman çok beğeniyorum burada da öyle bir kurgu var. Arkadaşlık, aşk, dostluk, kardeşlik ve aile hepsini çok beğendim. Yazar olay örgüsünün altını daha da doldursa çok daha yüksek bir puan vermek isterdim. En az 8-9 biraz daha zenginleştirmeyle 10 yıldız bile olabilirdi. Yazarın ve serinin ilk kitabı. Serinin diğer kitaplarını da okumayı çok istiyorum. Kafanızı yormayan, hoş bir gençlik-gizem kurgusu okumak isterseniz tavsiye edebileceğim bir kitap ama eksikleri olduğunu da bilmenizi isterim.
BURADAN İTİBAREN SPOİLER
Önce kapakla başlamak istiyorum. Kitap bizde 2017 yılında basılmış ve bence kapağı o zamanlarda olduğu gibi günümüzde de gayet güzel görünen bir kitap ama neden bilmiyorum kitabın adı Beni Bul değil de sanki "Bul Beni" olsa daha güzel olurdu diye düşünüyorum. Kitabı her gördüğümde ilk olarak Bul Beni diye okuyorum adını :D Öyle olması gerekiyormuş gibi bir his var içimde ve bence öyle olsa daha güzel olurdu. Kitap kapağındaki kızıl saçlı kız da kitabı okuyunca öğreniyoruz ki bizim ana karakterimiz Wick.
Wick'i gerçekten çok sevdim. Korkunç, pislik, adi bir babayla büyümüş, annesi babasının zulmüne daha fazla dayanamayıp intihar etmiş ve dünyada kız kardeşiyle birlikte hayata tutunmaya çalışıyor. Babasının yaptıklarını okurken cidden kanım dondu. Çocuklara ve eşine uyguladığı şiddet, sırf Wick'i korkutmak için Lily'nin kolunu kırması, Wick'i suça zorlaması, tehditleri, berbat ötesi bir karakterdi. Üstelik bu pislik adam işlediği o kadar suça rağmen kaçmayı ve sonrasında Wick'le iletişim kurmayı başarmış. Neyse ki kitabın sonunda hak ettiğini buldu. Yandaşı Joe da onun kadar berbat bir adiydi. Kendi ailesine, en değerlilerine zarar veren kişiler zavallıdan başka bir şey değildir zaten. Ne demek kendi kızının kolunu kırmak yaa?! Eşine, kızlarına zarar vermek?!
Yazar Wick'in iç dünyasını gerçekten çok güzel yazmış. Wick'in kardeşini koruma isteğini, babası yüzünden kendini değersiz hissetmesini, babasından ve babasının çevresinden zarar gelir düşüncesiyle insanları sevmeye onlara bağlanmaya çekinmesini, annesinin yokluğu sebebiyle eksik kalan o yanını.. O kısımları okurken her seferinde içim burkuldu. Wick her zaman değerliydi ve sevmeyi de sevilmeyi de güvenmeyi de hak ediyordu. Neyse ki kitap ilerledikçe o da bunların farkına vardı ve kendisini prenses gibi hissettiren bir çocuğa aşık oldu <3 Onun için her şeyi yapabilecek o çocuğa..
Griff'i de gerçekten çok sevdim. Wick'le harika bir çift olduklarını düşünüyorum <3 Umarım seri boyunca birlikte çok mutlu olurlar ve asla ayrılmazlar. Bir süredir birbirini bu kadar tamamlayan bir çift görmemiştim :D Onların diyaloglarını okumak çok keyifliydi. Üstelik ikisi de bilgisayar konusunda iyi olduğu için aynı zamanda muhteşem de bir takım olduklarını düşünüyorum. Yalnız ikisinin de 3 yıldır birbirlerinden hoşlanmaları ama birbirlerine bir türlü açılamamaları :D 3 koca yıl :D Neyse ki, nihayet, bu durum değişti :D Griff'te en sevdiğim şey her koşulda, her zaman, ne olursa olsun Wick'e destek olmaya/onun yanında olmaya hazır olmasıydı <3 Ona gerçekten değer veriyor ve onu çok seviyor olması da zaten muhteşem bir şey <3 Wick'e onu öpmesi karşılığında yardım etmeyi kabul edeceğini söylediği kısımda biraz sinirlerim bozulmuştu ama Griff'in bunu bir nevi Wick'e açılmak için söylediğinin de farkındaydım. Sonrasında zaten alev, ateş muhteşem bir çift oldular. Yalnız ben Griff'in saç rengini hâla bilmiyorum :D Tek bildiğim yeşil gözlü olduğu :D
Kitapta ciddi bir betimleme eksikliği var. Sayfalarca süren betimlemeler olsun demiyorum. Öyle betimlemelerden de hiç hoşlanmam ama bu kitapta da neredeyse hiç yok yaa. Betimleme yazar kaynaklı ama bazı anlatımlar da çeviri kaynaklı mı bir türlü bilemedim. Mesela 170. sayfada Wick'in çöp kutusundan çıkma kısmını bir türlü anlayamadım :D Griff'in elini tuttu ama nasıl atladı da Griff onu tuttu bir türlü çözemedim açıkçası :D Bazı kısımlarda da karakterler oturarak mı, ayakta mı konuşuyorlar falan bir türlü anlam veremedim. Oturuyorlar sanıyorum sonraki paragrafın başına bir geliyorum ayakta çıkıyorlar :D Betimleme eksikliği ve biraz anlatım sıkıntısı vardı kitapta.
Jenna'dan nefret ettim. Tipik popüler lise kızı -_- En yakın arkadaşı intihar etmiş ama kızın arkasından kötü kötü konuşuyor. Sahte/iki yüzlü insanlardan nefret ediyorum ve Jenna tam olarak öyle biriydi. Wick'in daha fazla dayanamayıp ona haddini bildirmesine sevindim ama sonra kendini çöp kutusunda buldu -_- Griff de onu kurtarmaya geldi. O kısmı gerçekten çok sevdim :D Yüzümde kocaman bir gülümsemeyle okudum o kısımları :D Gerçi Wick ve Griff'in neredeyse her kısmını o şekilde okudum :D Yazar gerçekten harika bir çift yazmış <3
Wick Tessa'nın günlüğünü kapıda "Beni Bul" yazılı bir notla bulduğunda meraklandım ve sonra Tessa'nın intihar ettiğini öğrenmek beni daha da meraklandırdı. İlk başta Tessa bir yerlere falan mı gitti ya da kaçırıldı da günlüğü bir şekilde Wick'e onu bulması için ulaştırdı diye düşündüm. İntihar ettiğini öğrenince bu teorim çöktü. Ve günlüğü kim bırakmış? Kimin bulunmasını istiyor aşırı merak ettim. Meğer günlüğü Tessa'nın kız kardeşi Tally, Wick ablasının katilini bulsun diye bırakmış çünkü Wick'in bilgisayar konusundaki ününü ve yaptığı işi duymuş. Bu konuda Lily'e sitem ediyorum. Hem ablasının hackerlık yapmasından rahatsız, sürekli bırakması gerektiğini söyleyip şikayet ediyor hem de söylememesi gerektiğini bildiği halde ablasının hackerlık yaptığını Tally'e ve Tessa'ya söylüyor -_-
Tessa keşke yardım isteseydi. Bunun öncesinde de Wick'e yaptıklarını hiç sevmedim. Wick'e gerçekten arkadaşı olarak değer veriyor olsa o şekilde davranmazdı. Babası da ön yargılının tekiymiş zaten.
Tally gerçekten iyi bir kız kardeşti. Ablasının ölümüne sebep olan adamı bulmak istiyordu ve Lily'e yardım etmek istiyordu. O pisliğin yeni hedefinin Lily olduğunu öğrendiğimde şaşırdım. O pisliğin kim olduğunu düşünürken Bay Waye olmamasını çok istemiştim. Tessa'nın kendi babasının ona o şekilde davranması çok yıkıcı olurdu. Adamın amigo kız gösterilerine gittiğini ve Lily'le konuşmaya geldiğini öğrendiğimde ondan aşırı derece şüphelendim ama kendi kızına bunu yapacak biri olduğunu düşünmemiştim. Yine de hangi orta yaşlı adam amigo kız antrenmanlarını izlemeye gider ki? Bence çok şüpheli bir davranış. Wick'i pencereden görüp ona doğru geldiğinde de gerildiğimi itiraf etmeliyim. Neyse ki o çıkmadı.
Bir diğer şüpheli dedektif Carson'dı. Adama ilk başta aşırı sinir oldum. Sonra Wick kaçarken kapıya geldiğinde onu sevdim ve sonra Wick'i dinlemediği zaman ona yeniden sinir oldum. Adam resmen duygusal bir örüntü yaşattı bana :D İlk başta polis olduğu için iyi biri olacağını düşünmüştüm ama Wick'e karşı tavırları o kadar kötüydü ki.. Abi karşındaki 16-17 yaşlarında, kötü bir babayla büyümüş, annesini kaybetmiş, kız kardeşiyle yapayalnız kalmış bir genç kız. Ne istiyorsun ki sen bu çocuktan? Kızın karşısına geçmiş "İyi kızların her şeye cevabı olmaz. Senin gibi işe yaramazların her zaman cevabı vardır. Sen busun işte, Pislik." diyor! Hayır sen kimsin?! Böyle konuşma cesaretini nereden alıyorsun?! Hazırcevap olmak ne zamandan beri işe yaramaz ya da pislik olmakla ilişkilendiriliyor? O kısımda cidden adama aşırı sinir oldum. Wick'e destek olmalı ve bir kanun görevlisi olarak ona destek olmalıydı. Onun yerine kitap boyunca kızı suçlayacak bir şey bulmak için uğraştı -_- Bilgisayarını bile aldı! Fotoğrafta da Tessa'ya garip bakıyormuş ama dedektif Carson'dan asla şüphelenmemiştim. O şekilde bakmasının sebebinin Tessa'yla ilgili bir şeylerin ters gittiğinden şüphelenmesi olduğunu düşünmüştüm ve tahminimde haklı çıktım. Carson en başından beri Todd'dan şüpheleniyormuş ve onun peşindeymiş. Wick günlüğü onun arabasına atmıştı ama nasıl olduysa günlük koltukların altına düşmüş ve Carson okuyamamış. Belki de Todd yaptı? Ya da doğal bir şekilde araba hareket edince düştü? Orası bir bilinmez olarak kaldı ama Todd yapmış olsa tüm planını anlattığı gibi bunu da anlatırdı herhalde. Wick de "Carson'a günlüğü verdim. Hiçbir şey yapmadı." deyip duruyor. Adam günlüğü bulmamış ki :D Ben de buldu ve gizli bir soruşturma yürütüyor sanmıştım.
Bren ve Todd'u ilk başta çok sevmiştim. Wick ve Lily için her şeyi yapıyor. Onlarla iyi bir şekilde ilgileniyorlardı. Wick'in onlara güvenip her şeyi anlatmasını çok istemiştim. Günlüğü, babasının dönüşünü, onu tehdit ettiklerini. Yalnız adam dönüşü için de şifreli bir mesaj belirleyip bunu Bren aracılığıyla kızlara ulaştırmanın bir yolunu buldu. Zaten Wick'i de sürekli sevdikleriyle: Bren'le, Todd'la, Lauren'la, Griff'le tehdit edip duruyordu adi herif! Wick'in sırf babasına benzediği için sarı saçlarını kızıla boyatması da beni üzdü. Babası yüzünden kendi özelliklerini bile kabul etmekte zorlanıyordu.
Lauren'ı çok sevdim. Gerçekten iyi bir arkadaştı ve Wick'e destekti. Wick'e laf ettiği için bir kızla kavga bile etmiş ve bu yüzden kitap boyunca mor bir gözle gezdi :D Kendisidiğer kızın daha kötü durumda olduğunu söyledi gerçi :D
Wick'in hackerlık yetenekleri harikaydı! Gerçekten bayıldım. Kendi oluşturduğu truva atı virüsleri falan muazzamdı. Bir sıkıntı olur da kız kardeşiyle kaçmaları gerekir diye hackerlık üzerinden para kazanıyordu ama zararlı bir şey yapmıyordu. Kadınların sevgililerinin güvenirlikleri hakkında bilgi topluyordu. Gerçi özel hayat gizliliğini altüst ettiği için suçluluk da duyuyordu zaten. Wick cidden iyi bir karakter yaa.
Todd'dan hiç şüphelenmedim. "Kızların koruyucu babası, kilisede çalışıyor, iyi davranışları var o yapmaz." diye düşündüm hep. Ama bazen o yapmaz dediklerimiz en can yakıcı şeyleri yapıyorlar. Adi, pislik, sapık! Başka bir incelemedeki yoruma kesinlikle katılıyorum Todd sapık bir pislik ama katil değil çünkü Tessa'yı o öldürmemiş. Wick'i gerçekten öldürmek istedi "Seni yakaladığımda bir parçanı bile bulamayacaklar" gibi pis pis şeyler söyledi ama neyse ki uygulamaya geçme fırsatı olmadı. Todd olduğunu Griff telefon açıp "O her kimse şu an sizin evde" dediği zaman anladım. Dedim "Aha Todd'muş!" İğrenç herif bir de bilgisayar kamerasını açıp pis pis sırıtıp planını anlatıyor. Todd'un Wick'in odasına gelmeye başladığı kısımlar gerçekten gergin ediciydi. İğrenç herif, bir de kızın odasına kamera taktırmış! Hangi ara camını da çiviletti orasını bilemedim. Aslında Wick camı kırıp kaçar diye tahmin ediyordum ama gerginlikten sanırım aklına gelmedi. Onun yerine Todd'la karşılaşmaya karar verdi. Anlatım sıkıntısı sebebiyle o kısımlarda da biraz sıkıntı vardı. Wick'i hangi yere düşürdü, Wick ona ne zaman vurdu falan biraz belirsizdi. Merdivenden yuvarlandığında Todd'un ölmediğini tahmin etmiştim. Dedektif Carson biraz daha acele etse belki onu oracıkta yakalayabilirdi -_- Wick kapıda Carson'la karşılaştığı zaman Carson'ın tavırları güzeldi. Dedim "Tamam! Adam sonunda düzeldi." Yanılmışım -_-
Polislerin yetersiz gösterilmesi çok sinir bozucuydu. Todd'un büyük ihtimalle burnu kırık, merdivenden de yuvarlandığı için hasar almış olmalı. O haliyle kaçıyor ve koca polis teşkilatı onu bulamıyor -_- Wick Dedektif Carson'a Todd'un kilisede olduğunu söylemek istiyor, onunla konuşmaya çalışıyor, Carson onu tersliyor! Hayır, yani dinlesen ne olur sanki?! Üstelik Wick ve Griff Dedektif Carson'ın arabasını alıp kiliseye gidiyorlar, etrafta o kadar polis var sağlık ekibi var araba giderken hiç kimse görmüyor -_- Bu kısımlar bana gerçekten fazlasıyla zorlama geldi. Bu kadar da değil artık yaa. Gençler polislerden birinin arabasını çalıştırıp götürecek ve hiç kimse görmeyecek? Gerçekten yok artık. Bir diğer "yok artık"lık polis olayı da: Wick ve Griff kiliseye gittiklerinde Todd'un orada olduğundan emin oluyorlar ve Griff polisi arıyor. Ardından Wick ve Griff kilisenin sigorta kutusunu buluyor, Wick kilise ışıklarını söndürüyor, kapılar kilitli olduğu için Wick camdan girip kapıyı Griff'e açıyor, birkaç katı geziyorlar, Lily'i buluyorlar falan derken polis tüm olayların sonunda Wick Todd'u mutfaktki soğuk hava deposuna kilitleyince geliyor -_- Bu kadar olay olup bu kadar zaman geçerken polisin en son gelmesi de bana aşırı zorlama gelen bir diğer olay.
Todd'un soğuk hava deposuna kilitlendiği kısım gerilimliydi. "Ha içeri girdi ha girecek, konuşmanın ses kaydı olduğunu falan anlayacak" derken ses kaydı olduğu ortaya çıktı ama neyse ki Wick soğuk hava deposunun kilidini taktı ve Todd yakalandı. Benim de üstümden bir yük kalktı.
Carson söyleyene kadar Bren ve Lily'nin birlikte ve güvende olduklarını sanıyordum ama Todd pisliği onları bulup Lily'i kaçırmış! Adi şerefsiz! O kısımda şaşırmıştım.
Kitabın sonunda insanların Bren'e tepki gösterdiğinden bahsediyordu. Bence de şüphelenmesi gerekirdi ama insan konduramıyor. Ben bile okurken ilk başta elemiştim Todd'u. Umarım Bren toparlanır. Kızları evlat edinmesine çok mutlu oldum.
Lily amigo kız olmuş :D 11 yaş amigo olmak için bana biraz küçük gibi geldi aslında ama ortaokulda olabilir belki. Lily'i genel olarak sevdim. Wick'e haksızlık ettiği kısımlar vardı ama Lily de henüz 11 yaşında, babası berbat birisi, annesi intihar etmiş ve onun eksikliğini çok hissederken yeni adım attığı bu aileyi, ona sevgiyle yaklaşan Bren ve Todd'u kaybetmek istiyordu. Aslında tek aradığı aile sıcaklığıydı.
Bren'e gelen tepkilerden dolayı taşınmayı düşünüyorlarmış "Ama taşınırlarsa Wick Griff'le nasıl görüşecek?" diye düşünürken Wick'in artık üniversite çağına geldiğini hatırladım. Belki aynı üniversiteye ve de bölüme giderler. Griff'in endişelenip mesajlar yağdırdığı, penceresine resim bıraktığı kısımlar falan da çok güzeldi.
En başta Griff'in polis için çalıştığını da düşünmemiştim. Gerçekten babası onları terk ettikten sonra paraya ihtiyaçları olduğunu ve bu yüzden Joe'nun planına dahil olduğunu düşünmüştüm. Ta ki Joe'nun evinin önünde "İstediğin her şeyi yapabilecek olsan ne yapardın?" diye sorana kadar. Çok ciddi sorular sorduğu için polise çalışıyor olabileceğinden şüphelendim. Wick'in gerçek niyetini öğrenmek çalışıyor, bu işi isteyerek yapıp yapmadığı konusunda sorular soruyordu. Onun gerçekten bu işi isteyerek yapmadığını düşünüp bundan emin olmak istiyordu. Zaten polise Wick'ten de hiç bahsetmemiş <3 Onu her zaman korudu ve koruyacağından da eminim <3
Wick Joe'nun evinde babasıyla karşılaştıktan sonraki kısımda Griff onu motoruyla eve bırakmak istiyor ve Wick Griff arkasını döndüğünde ondan hızla uzaklaşıp eve kadar koşuyor. Hayır yani çocuğun motoru var, yarı yolda Wick'i yakalaması gerekmez miydi? O kısım da bana biraz saçma geldi ama herhalde Griff ona kendini toparlaması ve yalnız kalması için zaman vermiştir düşündüm.
Kütüphanede internet kayıtlarını almak için oynadıklarını oyun da gayet iyiydi :D İkisi de aşırı zeki ve muhteşem bir çiftler, tam birbirlerine göreler <3 Onları okumayı çok sevdim.
Eksikliklerine rağmen sevdiğim bir kitap, evren oldu. Kesinlikle Griff'i ve onun Wicked'ını daha çok okumak istiyorum. Serinin bizde çevrilen 3 kitabı ve bizde çıkmamış olan sanırım ilk kitabı Griff'in bakış açısıyla anlatan bir novellası var. Diğer 2 kitapta neler olacak aşırı merak ediyorum. Kitabın sonunda yazar ikinci kitaba bir göz kırptı ve onunla ilgili ipuçları verdi. Sanırım Wick Dedektif Carson için çalışmaya başlamış, Wick'in polise çalışması istediğim bir şeydi, hackerlık yetenekleri çok faydalı olur ve doğru şeyler yaptığı için o da rahat eder ama eğer reddederse Carson, hayatının geri kalanını onun hackerlık yaptığını ispatlamaya adayacağını söylüyormuş -_- Bu adam gerçekten odun herifin teki yaa. Ne olur sanki azıcık tatlı dilli ve anlayışlı falan olsa? Yargıcın yardımcısı öldürülmüş ve üzerinde "Hatırla Beni" yazıyormuş. Merak ediyorum, bakalım ikinci kitapta bizleri ve karakterleri neler bekliyor.
Eğer kafanızı yormayacak, hafif gerilimli hoş bir kurgu arıyorsanız kitabı kesinlikle tavsiye ederim. Ama eksikleri olduğunu da hatırlatırım.
Beni BulRomily Bernard