Gönderi

Puan vermedi·130 syf.··
2025 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2025 23:27
Merhaba sevgili okur arkadaşlarım, Bugünün tanıtım kitabı Türk klasiklerinden Zehra. Nabizade Nâzım'a ait olan bu eser Türk edebiyatının ilk psikolojik roman denemesi sayılıyor(İlk psikolojik roman Eylül'dür onu belirtmiş olayım). Nabizade Nâzım 1800'lerde yaşamış anne ve babasını çok küçük yaşta kaybetmiş zamanın yetenekli bir yazarıdır. Osmanlı'da gazetelerde yazmış olup 31 yaşında evliliğinin ilk aylarında kemik vereminden hayatını kaybetmiştir. Zehra'ya gelecek olursak; romanda Zehra, kocası Suphi, hizmetçileri Sırrıcemal, Suphi'nin annesi Münire ve Ürani adında bir kadın karakter etrafında dönen bir hikayeyi içeriyor. Zehra çocukluktan beri kıskanç bir kişiliğe sahip olmakla beraber Suphi ile evlendiğinde uzun süre bu huyu ortaya çıkmıyor aslında. Eve gelen hizmetçi Sırrıcemal'e Suphi'nin alakasını hissettikçe eski huyu ortaya çıkıyor. Sırrıcemal ve Ürani de Zehra'dan sonra Suphi'nin hayatına giren kadınlar oluyor bu hikâyede. Sırrıcemal sonrasında Zehra'nın Suphi için uzaktan ve yakından iki şekilde çabasını görüyoruz. Ürani aslında Zehra'nın kıskançlıktan ötürü ortaya attığı bir planın karakteri. Tüm planın işlemesi aslında tamamen erkek karakterin zevk düşkünlüğü, sorumluluklarını hatta annesinin fakirlik içinde dilenmesine kadar ve bu yolda ölmesine yol açacak kadar kimseyi umursamamasından kaynaklanıyor. Osmanlı dönemindeki Tulumbacılar ile de Suphi üzerinden bilgi almış oluyoruz. Fakat benim doğru bulmadığım, toplumun kanına işlemiş şu haksızlıktan söz etmek için yazıyorum: Romanda işlenen konu için "Kıskançlık, aşk, ihanet temaları" nı içeriyor diye bir açıklama var lakin sevgili okurlar daha temel bir perspektiften bakılmadığını düşünüyorum ben yorumlama yapılırken. Yazar erkek, Suphi'nin sorumsuzluğu, her şey yolundayken birden sadece bir güzel için her şeyi yıkması, toplamda dört kadını ölüme sürüklemesi konusunu yazarken dahi kadınların ikisini erkeği için savaşırken yazıyor. Üçüncü kadını erkeği kandıran olarak yazıyor, anneyi de oğlunun tüm sorumsuzluğuna rağmen Suphi'yi hala seven bir anne olarak yazıyor. Yıllardır bu romanı yorumlayan yine "erkek" yorumlayıcılar ise olaya "kıskançlık" temasıyla başlangıç yapıyor. Daha temelden bakabilen yazarın da yorumlayıcıların da biz sevgili okurların da "kıskançlık, aşk" gibi kısacık şekilde değerlendirmememiz gerektiğine inanıyorum. Kitabın arka açıklamasında da hikâyenin içeriğinde dört farklı insanı düşünmemiş, sorumluluklarından uzaklaşmış, kimin ne hissettiğine bakmadan sadece kendi ilkel duygularıyla şekil alan insan üzerinde yoğunlaşması olurdu doğru olan. Yazan erkek, yorumlayan erkek, basan erkek olunca yıllardır böyle olması maalesef ki normal olabiliyor. Yalnız kadın yazarlar, kadın okurlar artıyorsa da artık normalin de değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Okuyun, okutun efendim. Bilhassa biz kadınlar
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
·
96 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.