Gönderi

Puan vermedi·96 syf.··
2025 43. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2025 18:30
Dostoyevski’nin satırlarına her dalışımda şunu fark ediyorum: o, insanın iç dünyasını, yalnızlığını ve çırpınışlarını öyle bir işliyor ki, sanki kendi kalbimizi açıp okumamıza vesile oluyor. Beyaz Geceler de yine benim için böyle bir eser oldu. Bir “hayalperest”in gözünden bakıyoruz hayata… Gündüzleri görünmez, geceleri yaşayan, sokaklarda varlığını sürdürmeye çalışan bir ruh. Onun hayal gücüyle örülü dünyasına girerken ben de kendimi sorguladım: Gerçekten yaşıyor muyum, yoksa sadece hayal kurarak var olduğumu mu sanıyorum? Dostoyevski’nin o meşhur yalnızlık vurgusu burada neredeyse bir tokat gibi çarpıyor. Nastenka ile karşılaşması… İşte orada içimde bir şeyler kırıldı. Hepimizin hayatında böyle anlar vardır: bir bakış, bir söz ya da bir gece… Koca bir ömrü değiştirebilir. Nastenka’nın masumiyeti, umutla örülü naifliği, “bekleyişi”… Hayalperestimizin tutkulu ama kırılgan sevgisiyle çarpıştığında, biz okuyucular için hem bir armağan hem de bir yara oluyor. Dostoyevski bize aslında şunu söylüyor gibi: “Sevgi, her zaman kavuşmak değildir; bazen en büyük aşk, hiç sahip olamamaktır.” Eserdeki en vurucu nokta ise hayalperestin kendini kandırışı… Bir anlığına “mutlu olabilirim” demesi, sonra kaderin onu yüzüstü bırakması. Dostoyevski’nin dehası burada saklı: bize sadece romantik bir aşk hikâyesi sunmaz, insan ruhunun en çıplak hâlini, umut ile hayal kırıklığının dansını gösterir. Eleştirecek olursam, hikâyenin kısalığı bana hep eksiklik hissi verdi. Daha fazlasını okumak istedim; hayalperestin iç çatışmalarına daha uzun süre tanık olmayı arzuladım. Ama belki de Dostoyevski’nin ustalığı buradadır: eksik bırakarak tamamlatmak, biz okurların ruhunda sürdürmek… Beyaz Geceler’i okurken aklıma Dostoyevski’nin kendi yaşamı geldi; Petersburg sokaklarında dolaşan genç bir yazar, yalnızlığını satırlara döken bir adam… Bu eserin satırlarında, aslında onun kendi iç sesini duyduğumu düşündüm. Son satırı kapattığımda kendime şu soruyu sordum: Bizler gerçekten yaşayan insanlar mıyız, yoksa hayallerimize tutunarak geceleri avunan hayalperestler mi? “Bir anlık mutluluk, bütün bir ömrün acısına değer mi?” Dostoyevski bize bu soruyu sormadan kitabı kapattırmıyor. baran Beyaz Geceler Fyodor Dostoyevski
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2019102bin okunma
·
55 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.