Dünyayı kurtarmayan ama çayı şekersiz içiren kitap. “Günlük” kılığına girmiş bir komedi dizisi gibi. Felsefi sorgulamaları, sosyolojik çıkarımları, psikolojik analizleri siktir edip de öyle okuyun. “Derinlik” değil, “çerezlik”... Patlamış mısır gibi; havalı, şişirilmiş ama yerken zevkli.
Kitap, yalnızlığın “Reklamı Geç” tuşu, gerginliğin “ara bul, takıl” butonu, sabah altıda uyanıp “şezlong kapma” derdine düşen seküler dayının elindeki havlu...
Mutsuzken okursanız gülüşleriniz manav reyonundaki poşetler gibi cılız olur. Yani kitap “iyi” veya “kötü” diye bir durum yok; siz neyseniz o!
“Ne okuyorum lan ben?” dedirten okumalar dilerim.