·264 syf.····Okunma: 29 Ağustos 2025 13:37 Gerek anlatımı gerekse kullandığı dil olduğu kadar romanlarının çerçevesini oluşturduğu konularıyla da içine işliyor insanın her zaman. Türk edebiyatı ve okurlar adına çok büyük bir şans Kemal Varol…
Taşkale Cezaevi… Altı kişilik bir erkek koğuşu; daracık bir dört duvara sığdırılmış yüreğimi bıraktığım bir dünya satırlar. Asım Abi’nin, Casper’ın, Reco Dayı’nın, Candan İleri’nin, Sıçan’ın ve Mesut Hoca’nın altı kişilik koğuşuna, başgardiyan öldüren ve müebbet alan Barana’nın gelmesi ile hepsinin yaşamına sohbet ederek konuk olduğumuz öylesine gerçek öylesine içinde yaşatan bir roman.
Roman Barana’nın etrafında dönüyormuş gibi görünse de öyle bir kurgulanmış ki okurken Barana’nın hayatını merak ederek sayfaları çeviriyorsunuz ama okuduğun başka yaşamların esiri olarak kitabı bitiriyorsunuz. Bittiğinde de bilinmeyen Barana’nın hiç bir önemi kalmıyor; ne eksik ne fazla hissettirmiyor. Yetiyor ona dair bilinen bir kızıl saç teli…
Çok kahramanlı bir romanın her kahramanının da baş karakter olabilmesi ne büyük bir kabiliyet; hiç biri diğerinin önüne geçmemiş.Hiç bir hayat diğerinin arkasında değil. Yan karakterler bile kalbimde iz bıraktı; Mesut Hoca gibi karısı Behiye’yi ben de unutmayacağım, Reco Dayı’nın prenses taçlı kızı Melek Candan’ı her taç gördüğümde hatırlatacak kadar tanıdım. “Timur denen şahıs” a Sıçan kadar kinlendim.
Okumuş olmakla, okuru olmakla, Türk edebiyatının böylesine büyük yazarlarla yaşıyor olmasının mutluluğuyla…