Gönderi

ALATLI VS. MEZOPOTAMYA'NIN HÜZNÜ
10/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2025 90. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2025 00:00
‘‘Oğul sadıklığın bu muydu? Valla(h) yedirdin kurda beni beni beni havar zalim ...’’ Eserin isim babası olan bu pasaj; bir türküden, bir Van türküsünden devşirilmiş. Aslında ‘’havar, havar’’; Türkçe’si aşağı yukarı ‘’imdat, İmdat" olan bir emanla nihayete eren bir ağıt… Erdal Erzincanlı’dan bi dinlemenizi tavsiye ederim. Coğrafyanın kaderinin batı notaları üzerindeki istimlakı gibi... Do, re, mi seslerinin bir bağlamaya sığmaz imdadı. Tüyleri diken diken eden bir yakarış mıdır nedir? Bir el uzatıp halleşmeden edemiyorsunuz. Alatlı bu yakarışa ‘’Mezopotamya’nın hüznü.’’ diyor. Alev Alatlı’nın muazzam Türkü kültürü, serinin henüz birinci kitabında kendini gösteriyor aslında. Bir de buna enfes yayıncı dehasını eklenince, görün ne afat bir şey çıkıyor ortaya. Şöyle ki; birinci kitapta Sedes’in, Rodoplu’nun masasında gördüğü henüz tamamlanmamış roman notları vardı; İşte üçüncü kitabın taslağını, arka planını bu roman oluşturuyor. Bir de flashback gibi bi görünüp bi kaybolan, duvardaki Şiran’a ait portre. Ve en kıymetlisi; analizin başındaki, romanda geçen ağıttan, o pasaj; ‘‘Oğul sadıklığın bu muydu? Valla(h) Yedirdin kurda beni.’’ Birinci kitapta, Rodoplu’nun masasında romanının taslak kağıtlarından ibaret olan, esasen okurun üzerine pek de basmadığı, ara ara konunun ortasına bu romanla birlikte laps diye giren Suat, Şiran, Çiçek, anne, baba, Nilgün, kadıncık gibi karakterler, üçüncü kitabın ana karakterleri oluveriyor. Meğer Rodop’lu eski bir aşk hikâyesini (eskimez ya!) daha ilk tanışta anlatmaya kalkmışta okura, okur; aydın, sol militarizm, ideoloji, kültür despotizmi, haymatlos filan derken onca kaosun içinde bu hazin hikâyeyi dinleyememiş. Şimdi dön birinci kitaba. Alatlı’nın muazzam yazın dehası... Birinci kitapta aydın despotizmi anlatılırken okura, üçüncü kitapta bu despotizmin devlet, halk, militarizm ve ideolojiler aracılığı ile bir milletin paydaşlarının, hem birbirine hem kendine -ki esas mevzu budur- nasıl hercü merç yabancılaştırıldığıdır. Bu yabancılaşma serinin ilk üç kitabında da okura sözüm ona, aptala anlatılır gibi defaatle, tekrarla, misâl ve olgularla anlatılmıştır. Yurdum insanının Tanzimat’la başlayıp Cumhuriyet’le devam eden bu yabancılaşma serüveni bu kez Kürt meselesi üzerinden izah edilmiştir. Üçüncü kitap; uzantısının hala devam ettiği, muhtemelen şekil değiştirip tekrar önümüze sunulacak olan Kürt meselesini; Osmanlı’nın son dönemlerinde vuku bulan azınlık isyanlarından alıp, Cumhuriyet’in başında ki Şeyh Sait ayaklanmasına ekleyip; 1960’larda Marksist yönelimle başlayan sosyalist ideolojilere ulayıp ve nihayetinde 70’lerin sonunda kurulan PKK’yla devam eden -Rodoplu’nun söylemiyle izahlandırmak yerinde olacaktır- ‘’Büyük yalan’’ sürecini okurun aklına mıh çakar gibi anlatmış. Bunu anlatırken Şiran’la yaşadığı hazin aşk hikayesini, masada sadece bir meze gibi kullanmış. Alatlı; Şiran ve hikâyede hiç eksik olmayan,- Rodoplu’yla ‘’sınıf atlayan’’- Ören ailesi mahdumları üzerinden Kürtlerin yabancılaşma sorununu ele alırken, Rodoplu’nun ‘’Kürtlerin yabancılaşmasından korkuyorum’’ cümlesiyle, yabancılaşmanın dâhilî ve haricî üst akıl tarafından nasıl parlatılacağını ve bunun bir tür ‘Nazizm ’ile sonuçlanma tehlikesinin de altını çizer. Nitekim bu coğrafyayı okuyanlar; sağ-sol, Kürt-Türk, muhafazakâr-seküler çatışmalarının yaşandığı dönemlerde namluların hiç acımadan müdahillerin üzerine nasıl doğrultulduğunu; nizamı korumak adına masumiyetin yerle yeksanının icbarına şahit olmuştur. Biz 90’lıların küllerine, közlerine yetiştiğimiz sadece bir 12 Eylül yangınının çok ocakları har edip yakmış olması bir tarafa; birçoğuna dolaylı, bir kısmına yakinen şahit olmanın verdiği kesbî bilgi bile; örneğin ‘’Valla kurda yedirdin beni’’ cümlesinde ki kurdu, oğulu tanımak için yeterlidir diye düşünüyorum. Eser sayesinde; TİP, DHKP-C, TKP, FKF gibi bilumum harflerin; Yusuf Küpeli, Mahir Çayan, Deniz Gezmiş, Doğu Perinçek gibi isimlerin; Marksizm, sosyalizm, kominizim gibi ideolojilerin; Türkiye’nin 70’leri, 80’leri ve dolasıyla bugünleri için ne anlam ifade ettiğini anlamlandırırken, Cemil Meriç’in mottolaşmış ‘’deli gömlekleri’’ söylemini daha bir içselleştiriyoruz. Çok uzaklaşmadık ama yine de kitaba dönelim. Her mesajının dikkatle incelenmesi gereken, üzerine tez ve makaleler yazılabilecek yüklü bir donanıma sahip bu seri, adeta bir yakın tarih ansiklopedisi özelliği taşıyor. Kıytırık bir uygulamada kıytırık bir inceleme ne Alatlı’yı ne de bu seri özelinde üçüncü kitap Valla, Kurda Yedirdin Beni'yi anlamak için pekâlâ yeterli ve müreccah değildir. Fakat iyi bir kitap okumanın verdiği heyecanla ve belki bir iki okurun kanına girilir de kaliteli bir okuma yapmanın adımı attırılır niyetiyle bi’şeyler karalanıyor, aklımızda ki şu soruyla; ‘’Or’da Kimse Var Mı?’’ 🪻 Alev Alatlı Valla, Kurda Yedirdin Beni
Valla, Kurda Yedirdin BeniAlev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024197 okunma
··
1.694 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Maşallah Rabia hocam subhanallah. Kitabı ana hatlarını ve dikkat çekilen alanlarını incelikli bir değerlendirme yle çok güzel kaleme almış ve ifade etmişsiniz. Emeğinize yüreğinize sağlık🤲Kaleminize daim olsun. .. Sağlıcakla kalın hayırlı sabahlar hayırlı günler dilerim 🤲📚☕🥰🌹
Râbia
Gönderi Sahibi
Eyvallah hocam. Fazlası yok eksiği çok. Teşekkür ediyorum.🪻
Kaleminize ve okuyan gözlerinize sağlık 🪴✨ kanımıza girilmiştir sanırım :)) (“ bir görünüp bir kaybolan duvarda…” ve “daha ilk tanışta anlatmaya kal …” ifadelerine bi bakabilirsiniz düzeltme için -mesaj atamadım-O kadar şahane bir akıcılığı var ki incelemenin, en ufak hata belli ediyor kendini.)
Râbia
Gönderi Sahibi
Esma Kesinlikle. E tabi göz ve îzan meselesi bi yerde. Tekrar teşekkürler.😌
Kaleminize sağlık kıymetli hocam ✨ İncelemenizin derinliğinde kayboldum, emeğinize sağlık. Kaleminiz dâim olsun inşaAllah. Keşfedilmeyi bekleyen o kadar çok kitap var ki. Ömrümüz yettiğince, olanca nefesimize bu denli kıymetli eserleri sığdıracağız İnşaAllah. Gününüz hayır ve güzellikle geçsin 🌹🪻
Râbia
Gönderi Sahibi
Teşekkür diyorum :) İsabetli keşifler yapmak dileğiyle. Hayır ve bereketle inşallah. 🪻
Râbia
Gönderi Sahibi
"Fırat'ın, Karasu'nun, Aras'ın çocuklarını çakallara bırakmama." Celal Fedai.✏️ aa.com.tr/tr/analiz/kurtl...