Gönderi

Sis ve Öfke Sarayı ama serinin en iyisi!
10/10
·647 syf.··
2025 2. kitabı
Seriyi okuyan kişilerin neden bu kitap için “Serinin en iyi kitabı,” dediklerini daha seriyi tamamlamadan anladım sanırım. Olaysız, aksiyonsuz tek bir an, sahne olmaması sizi evrenin içine öyle bir çekiyor ki elinizden bırakamıyorsunuz. Birinci kitaptan kalan bütün olayların, sırların açığa çıktığı ve aynı zamanda yeni gizemlere yol açtığı bir kitap olmuş. Ne kadar övsem, hangi kısımlarından bahsetsem az kalır. Bu seri, özellikle bu kitap hakkında çok şey söylemek istiyorum. Dikkat! Spoiler barındırabilir. Kitap birinci kitabın kaldığı yerden devam ediyor: Tamlin güçlerine kavuştu, yanında eşi olacak olan Feyre ve sarayında hizmetçileriyle birlikte mutlu. Peki ya Feyre? Feyre öldürmek zorunda kaldığı iki peri yüzünden hep bir vicdan azabı çekme döngüsünde. Ki bu uykularını da etkileyip gecenin bir yarısı uyanıp midesindekileri dışarı çıkarmasına sebep oluyor. Feyre mutsuz ve yılgın, Tamlin ise bunu göremeyecek kadar gözünü hırs bürümüş biri. Bir yandan düğün hazırlıkları yaparken Feyre, durmadan içinden bu evliliğe hazır olup olmadığına karar verirken hiç olmayacağını düşündüğü şey oluyor ve düğün günü, aylar önce yaptığı anlaşmadan dolayı anlaşmanın karşılığını almak için bir davetsiz misafir beliriyor: Rhysand. Rhysand, evlilik gerçekleşmeden Feyre’yi alıp Gece Sarayına götürüyor. Anlaşmanın şartları sağlanırken Rhysand, Feyre’den yaklaşan savaş için yedi yüce lordun gücünü içinde barındırdığından dolayı kendisine yardım etmesi için ricada bulunuyor. Evet, Amarantha’dan kurtuldular ama artık karşılarında daha güçlü bir düşman var: Hybern Kralı. Kitabın son 100 sayfasına kadar hep bi “Savaş geliyor, gelecek, gelmek üzere,” sözleri çok fazla tekrar ediyordu. “Artık gelsin şu savaş!” demekten son sayfaya kadar geldim ama yine savaş yoktu :) Savaştan daha beter bir şey vardı. Kitap boyunca gelecek olan savaşa karşı Rhysand tarafından Feyre’nin hazırlanmasını okuduk diyebiliriz. İçinde barındırdığı güçleri en etkili şekilde kullanması için hem Rhys hem de arkadaşı Cassian tarafından eğitildi. Tamlin kendisini eve kapatmak isterken düşmanı sandığı Rhysand savaşması için ona eğitim verdi. İlk kitapta kötü adam profili çizen Rhys’ın bu kitapta öyle olmadığını, bir maske takmak zorunda kaldığını, aslında derinlerde bir yerde halkını korumak için kötü rolü oynamaya mecbur bırakıldığını anlıyoruz. Tabii ikinci kitapta tanıştığımız yeni karakterleri de aşırı aşırı sevdim. Mor, Cassian, Azriel ve Amren. Tam bir aile gibi hareket etmeleri, birlikten güç almaları ve arada birbirlerine sataşıp eğlenmeleri çok iyiydi. Rhysand ve Feyre sahneleri ilk kitaptaki gibi yüzümde gülümseyle okumama sebep olurken ilk kitapta azıcık da olsun sevdiğimi düşündüğüm Tamlin’i bir kaşık suda boğmak isteyerek okudum. Rhysand’ ve Feyre’ye yaptıklarının hiçbir açıklaması yok bana göre. Umarım üçüncü kitap olan Kanatlar ve Küller Sarayı ‘nda hak ettiğini bulur. Hafızamı kaybetsem de tekrar bu kitabı okusam diye düşünüp durmama vesi olan serinin üçüncü kitabını okumaya gitmeden önce şunu söylemeliyim ki daha geç olmadan hemen başlayın bu seriye!
Sis ve Öfke SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20204,668 okunma
·
53 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.