"YOL"UMUZ UZUN YAVRUM, SEN LEYLA BEN MECNUN...
6/10
·208 syf.·
2025 18. kitabı
youtube.com/watch?v=BpzdcBC... Bir kitap üzerine birkaç kelam etmeye niyetlenmişken, kitabın moduna da uygun bir şarkı yakaladım mı zihnimden, işte o zaman geliverir keyfim yerine birden... Yolumuz uzun veya kısa, orası bilinmez, lakin inceleme öyle aman aman bir şey vadetmeyecek bilesiniz. Öyleyse başlayalım... Red Dorakeen, altında Dodge pikabı, yanında yareni Çiçekler, Yol'da kah geçmişe kah geleceğe uzanan bir yolculuk yapmakta. Maraton Muharebesi'nde Yunanlara yardım etmek için, o döneme ait olmayan silahları, savaşın yapıldığı döneme geçirip savaşın seyrini değiştirmek niyetinde. Fakat Yol'da değişiklikler yapmak, yeni yan yollara ve tarihin, kaderin akışında değişikliklere sebep olmak demek. Hele ki böylesi bir değişiklik, "Back to the Future" serisindeki gibi, okul balosunda annenizin babanızla dans edip edememesi ihtimalinden daha büyük sonuçlara yol açardı yani (bkz: youtube.com/watch?v=N-7zmor... ) ;) Her neyse, Yol ve zaman böylesine akıp giderken Chadwick adlı bir bölüm sonu canavarı çıkıyor, Red'in kellesine göz koyuyor, bu amaçla Kara Onlu diye bir ekibi toplayıp sahaya sürüyor, Oyun Kurulu da bu infaz girişimine onay veriyor. Hatta ve hatta bu infaz girişimlerinin olası sonuçları üzerine bahisler bile dönüyor, gayet nizamlı intizamlı bir sistem yani. Gelgelelim, Oyun Kurulu vs. gibi yapıların çok da derinlikli işlenmediğini görüyoruz (birkaç cümleyle açıklanmış). Kurguda eksik kalan yerler olmasın diye, yüzeysel olarak eklemlendirilmiş kavramlar kabul edin siz bunları. Kitabın alametifarikası aksiyonunda yani. Bu "kaç-kovala" döngüsü üzerinden akıp gidiyor kitap. Ha akarken de öyle, arka kapakta adını gördünüz diye heyecana kapıldığınız karakterlerin kurguya çok da dahil olduğunu düşünmeyin, şimdiden beklentinizi makul seviyelere çekmeyi kendime bir borç bilirim. Hitler, kurgunun başında bir yerlerde bi gözüktü sadece, yani bence Hitchcock veya ne bileyim, Tarantino bile filmlerinde daha çok gözüküyorlardır o derece bi gözükme. Sade'a ise bence ayıp edilmiş. Yani öyle ki, çok da değinmek istemiyorum, yazarın kurguda Sade diye yedirdiği karakterin adı Billy the Kid, Sarı Çizmeli Memmed Aga, Taçsız Kral Pele, Nadya Komanaçi falan bile olabilirdi, pek de sırıtmazdı. Sade'ın tarzına veya felsefesine nazaran çok "sade" kalmış Zelazny'nin Sade'ı. Falsolardan çokça bahsetmişiz sanırım, biraz durumu toparlayalım ve kitabın iyi yönlerini de ele alalım. Seriye dair sorduğum o "bilimkurgu musun değil misin?" sorusunun cevabını, kurgudaki havada veya yüzeysel kalan yerlere kıyasla gayet net bir şekilde veriyor kitabımız: Hakkını verecek düzeyde bilimkurguyum! Geçmişe gidilerek doku örnekleri alınıp, gelecekte klonlanan yaratıklar, bilgisayar yoluyla bu yaratıkları yönlendirebilme teknolojisi, anıların yeniden zihne yüklenebilmesi, hatta ve hatta "protoplazmik bir yapının sinir sistemi olabileceğini hayal eden" bir yapay zeka dahi var. Daha ne olsun... Bu arada, yapay zeka demişken, kitapta geçen iki yapay zeka var. Birinin adı "Yapraklar", diğerininse "Çiçekler". Walt Whitman'ın Çimen Yaprakları ile Charles Baudelaire'in Kötülük Çiçekleri kitaplarından almışlar isimlerini. Türe dair okumalarım, izlemelerim arttıkça, kurgular arasında ilişkilendirebileceğim birçok şey karşıma çıkıyor, bu da beni ziyadesiyle memnun ediyor. Bu türü seviyorum çünkü. Zaman geçtikçe okumalarım beni bu türe yaklaştırdı ve ilerde okuma Yol'um beni nereye götürür, bu Yol üzerinde farklı yönlendirmelerle Yol'umda farklı dallar açılır mı, acaba şu veya bu kitabı okumuş olsaydım, nasıl bir Yol izlerdim gibi sorulara pek de ihtiyacım yok sanırım. Ben Yol'umda yürümeye devam ediyorum :) Hah, kurgular arası ilişkilendirmeler diyorduk değil mi? Mesela, gelecekten gelen yaratıkların, giderken arkalarında çeşitli nesneler bırakması hadisesi bana "Uzayda Piknik" kitabını anımsatırken, farklı varoluşlardan, geçmişteki sen'lerden ve bunların hafızaya yüklenmesinden vs. bahsederken aklım "Westworld" dizisine gitti. Zamanda yolculuk ve bu yolculuklarda yaşananların olası sonuçlarının farklı biçimlerde ele alınması hadisesi ise tabii ki de "Rick and Morty" aşkımızı depreştirdi. Şimdi gel de bir sonraki sezona kadar bekle... Neyse, bir şekilde başladık, bir şekilde de bağlayalım artık bu incelemeyi. Kitaba dair bu kadar konuşunca, kitabın puanını yüksek tutmak gerek gibi bir algı oluşmasın. İnsan, beğenmediği veya daha farklı gelişse daha iyi olabileceğini düşündüğü şeyler üzerine de uzun uzun konuşup düşünebilir pekala. Hatta belki de özellikle yaşanmışlıklardan çok, yaşanabilecek şeyler üzerine konuşulduğu da bir gerçektir, kim bilir... Kitabın sonları her ne kadar ters köşe ve beklenmedik şekilde olsa da benim için, bir nebze oldubitti hissiyatı, bir nebze de beklenen karmaşanın yaşanmaması hadisesi, beni kitaptan puan kırmaya itti diyebilirim. Yine de fena değildi. Türü sevenler bir şans verebilir. Haydn keyifli okumalar!
Edebiyat
Yol İşaretleriRoger Zelazny · İthaki Yayınları · 2023122 okunma
·
207 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.