Ozan

@o_Onu
Kürt-İslam Ayaklanması Üzerine Bir İnceleme
8/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2025 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 00:00
Uğur Mumcu'nun 1987'de yayımlanan "Kürt-İslam Ayaklanması" kitabı, 1925'te Doğu Anadolu'da patlak veren Şeyh Sait İsyanını mercek altına alıyor. Mumcu, bu eserde isyanı salt bir etnik veya dini kalkışma olarak değil, emperyalist güçlerin manipülasyonu ve iç ihanet unsurlarıyla örülü bir olay olduğunu anlatmaya çalışıyor. Kitap, Osmanlı'nın son dönemlerinden Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanan bir bağlamda, İngiliz istihbaratının rolünü ve yerel figürlerin yabancı güçlerle işbirliğini belgelerle ortaya koyuyor. Bu inceleme yazımda, Mumcu'nun eserinde vurgulanan Şeyh Sait'in ihanet ve pişmanlık ifadelerine, İngilizlerle olan bağlantılarına ve özellikle "Binbaşı Noel" olarak anılan İngiliz subayı Edward William Charles Noel'in faaliyetlerine odaklanacağım. Mumcu'nun kitabında Şeyh Sait, isyanın lideri olarak tasvir edilirken, hareketin arkasında İngiliz emperyalizminin gölgesi belirgin. İsyan, Musul sorununun Lozan Antlaşması sonrası İngiltere aleyhine çözülmemesi için Türkiye'ye karşı bir baskı aracı olarak kullanılmıştır. Nitekim bu ayaklanmadan sonraki ilk görüşmede İngiliz temsilci Lord Curzon: "Türkler, Kürtlere iyi davranmıyor" diyerek demografik yapısının yarısından fazlası Kürt olan Musul'un Türklere verilmesini "imkansız" olarak tanımlıyordu. Şeyh Sait'in İngilizlerle işbirliği, Mumcu tarafından belgelerle destekleniyor; örneğin, isyanın planlanma aşamasında İngiliz ajanlarının Kürt aşiretlerini bağımsızlık vaadiyle kışkırttığına dair raporlar yer alıyor. Aynı raporlar Kürt önderlerin, İngiltere'nin Irak ve İran elçiliklerine açıkça yardım talebinde bulunduğunu da yazıyor. Mumcu, Şeyh Sait'in mahkemedeki savunmasında "Ben adalet istemiyorum, merhamet, atıfet, af istiyorum. Adalet tatbik olunursa halim nice olur" diyerek ihanetinin farkına vardığını ve pişmanlığını dile getirdiğini belgelerle gösteriyor. Hatta o kadar ki, din ve şeriat adına kıyama kalktığını söyleyen Şeyh Sait'e, İstiklal Mahkemesi üyeleri tarafından şu ibretlik sorular soruluyordu: - Bu kıyamınızı vacip görüyorsunuz. Küffar İslam beldelerini çiğnerken Müslüman Türk askerine karşı cihat nedir? - O da cihattır. farzdır. - Yunan bütün memleketimizi çiğnerken bu topladığınız dört bin kişi ile neden Yunan üzerine yürümediniz? - O zaman yine giderdik. Vaktimiz yoktu... Kendisini idam sehpasına gönderen hakimlere, "Sizinle mahşerde muhakeme edileceğiz" diye çıkışınca dönemin Van Valisi Mithat Bey, "Mahşerde adil yargıçlarımızla değil öldürdüğün masum çocuklar, ocaklarını söndürdüğün biçarelerle muhakeme edileceksin" diyerek mukabele etmiştir. İncelememizde özel bir yer tutan figür ise "Binbaşı Noel"dir. Edward William Charles Noel, İngiliz istihbarat subayı olarak 1919'dan itibaren Güneydoğu Anadolu'da faaliyet göstermiş bir ajandır. Mumcu'nun eserinde Noel, Kürt aşiretlerini Osmanlı'ya karşı kışkırtan ve bağımsızlık hayalleriyle kandıran bir "kâfir" olarak nitelendirilir – bu ifade, dönemin milliyetçi söyleminde yabancı ajanlara atfedilen bir sıfattır. Noel, Hindistan Ordusu'ndan görevlendirilerek Kürt bölgelerinde incelemeler yapmış, aşiret reisleriyle görüşerek isyan tohumları ekmiştir. Özellikle Nusaybin raporu gibi belgelerde, Noel'in Kürtleri İngiltere'nin himayesine sokma çabaları ve eğer başarılırsa Irak Kürtlerini de içine alan bağımsız bir ülkenin petrol ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde İngiltere'nin güdümünde olacağı detaylandırılır. Şeyh Sait İsyanına giden süreçte Noel'in rolü kritik öneme sahiptir; İngiliz Hükümeti'nin Musul'u elde tutmak için Şeyh Sait gibi figürleri kullandığına dair kanıtlar, Mumcu tarafından arşiv belgeleriyle desteklenmektedir. Mumcu'nun "Kürt-İslam Ayaklanması" eseri, bu olayları tarihsel bir ihanet öyküsü olarak çerçeveliyor. Şeyh Sait'in pişmanlık sözleri, İngilizlerle işbirliği ve Binbaşı Noel'in manipülasyonları göz önüne alındığında kitabın temel tezi şudur: "İsyan, dini veya etnik bir ayaklanma değil, emperyalist bir oyunun parçasıdır." Mumcu, belgelerle bu iddiaları güçlendirirken, okuyucuya Cumhuriyet'in kuruluş sürecindeki dış tehditleri de hatırlatıyor. Ne üzücüdür ki sanıyorum bu tehditler halen daha geçerliliğini koruyor. Eseri -bugün bile tartışmalı olsa da- tarihsel gerçekleri aydınlatma çabasının bir örneği olarak tanımlayabilirim.
Siyaset
Kürt-İslam AyaklanmasıUğur Mumcu · um:ag Yayınları · 2012422 okunma
·
183 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Mumcu yalan söylüyor. İnönü hatıralarında ise İnönü diyor ki biz Şeyh Sait kıyamı ilgili İngiliz"lerin herhangi bir belgeye rastlamadık. Mumcu kemalist ve resmi tarihçiliğin papapanlığı yapıyor...
Ozan
Gönderi Sahibi
Doğrunun ne olduğunu kestirmek zor. Bunu son paragrafta anlattım. Ancak İstiklal Mahkemelerinin tutanaklarında yer alan ifadelerine bakılırsa bu şahıs açık bir ihanet içinde.