Puan vermedi·296 syf.····Okunma: 31 Ağustos 2025 16:48 Kitabı birkaç dakika önce bitirdim ama hemen inceleme yazma gereği duydum. Gotik ve fantastik edebiyata duyduğum ilginin yanı sıra kitabın ilginçliği bu ani inceleme yazma arzusunu uyandırdı bende. Önce işe kitabın övünülecek taraflarıyla başlayayım.
Kitabın bazı kısımları çok etkileyici. Adeta bitirmek için sabırsızlanıyor insan. Yazarın Hollywood senaristi olması bunda etkili sanırım. Başkahramanın sonuna dair kitabın sonlarında bir gönderme var. Ama kitabın sonunda farklı bir kader işliyor derken bir dipnot kurguyu farklı bir boyuta taşıyor. Burası da oldukça iyi düşünülmüş. Duygu dalgalanması da yaşatıyor bize yazar. Kurtadam soyunun ilk ortaya çıktığı hikayede başlıyor bu dalgalanma. Sonra genç Kurtadamımızın serüveninde pik yapıyor ara ara. Bu dalgalanmayı bizzat ikinci kahramanımız Aymar yaşıyor hatta. Bertrand'ın (Kurtadam) yanında mı durmalı yoksa karşısında mı? Bu da klasik maniheist iyi-kötü ikileminin aşıldığı bir eser haline getiriyor kitabı. Ki Aymar zaman zaman savaştaki çatışmalara ve kıyımlara şahit olurken bir kurtadamın sıradan insanlara göre pekte suçlu olmadığı hissine kapılıyor. Sahi, karnını doyurmak için insan eti yiyerek ve susuzluğunu gidermek için insan kanı içerek beslenen ve bunu çoğu zaman zaten ölmüş kişilerin mezarını tahrip ederek veya duygularını bastırıp hayvan etiyle yetinerek tatmin eden bir kurtadam hangi savaş baronu sermayedardan daha tehlikeli ve zalim olabilir? Tam burada yazarın sadece gotik ve fantastik bir metin değil aynı zamanda ideolojik bir metin de yazdığını net olarak görüyor okuyucu. Gelelim metnin olumsuz yahut kötü yanlarına.
Metinde mekan sürekliliği yok. Bunun nedeni kısmen bir kurtadamı değil de birçok kurtadamı anlatmış olması. Aynı zamanda odaktaki genç kurtadamın bütün bir yaşam serüvenini anlatmış olması da bir etken. Kitapta korku öğesi eksik aynı zamanda. Çok az yerde gerilim yaşıyor insan. Bu da bir kurtadam kitabı için bir kusur tabiki. Yazar demokratik sosyalist fikirlerini ve Fransa tarihi, özellikle Paris Komünü tarihi, ile ilgili bilgilerini sergilemek için ana konudan sapan çok sayıda ayrıntıya ve kişiye yer vermiş. Kitapta 19. yüzyılın gotik atmosferi de yok. Gizemli ormanlar, evler, şatolar, kiliseler, dağlar vs... Bu da yazarın Amerikalı olmasının getirdiği bir handikap. Sanırım yazar Avrupalı olsaydı ve uzun bir süreç yerine derli toplu bir hikayeyi konu edinseydi kitap gotik ve fantastik edebiyatın vazgeçilmezi olacaktı. Çünkü insanda bu hissi uyandıracak çok nokta var kitapta. Ama bu haliyle de 10 üzerinden 6 puanı hak ediyor. Kitabın anlaşılır olması ve bana yeni fikirler sunması da beğenim için önemli etkenler tabi. İyi okumalar...