Freud’un Kokain üzerine yazdıklarını okurken, içimde garip bir çelişki büyüdü. Bir yanım onun merakına hayran kaldı; insan zihnini anlamak için yeni yollar arayışındaki cesaretini düşündüm. Ama öte yandan, bu kadar tehlikeli bir maddenin kaleme bu denli umutla aktarılışı, insana bilimin bile yanılabileceğini gösteriyor. O satırlarda, hem bir bilim insanının coşkusu hem de bir insanın yanılgısı vardı. Bu beni kendi hayatıma götürdü: Ne çok şeye umut bağladım, ne çok kez “işte bu kurtarır beni” dedim ve sonra yanıldığımı anladım.
Freud’un kelimelerinde, insanın içindeki karanlıkla aydınlık arasındaki ince çizgiyi hissettim. Kokaini bir ilaç, bir mucize gibi sunarken, aslında onunla birlikte kendi içindeki bilinmezleri de açığa çıkardığını düşündüm. Tıpkı hayatımda bazen bir şeye sarılırken, aslında kendimi arayışımın derinliğine savruluşum gibi…
Bu kitap bana şunu hissettirdi: İnsanın en büyük yanılgıları bile, aslında en büyük dersleri taşır. Freud’un kokain üzerine düşünceleri, yalnızca tıp tarihinin bir hatası değil; aynı zamanda insanın sınırlarını, zaaflarını ve aynı zamanda öğrenme gücünü gösteriyor. Benim için bu, kendi düşüşlerimi hatırlattı. Yanlış dostluklar, yanlış inançlar, yanlış adımlar… Hepsi birer kayıp gibi görünse de sonunda bana kendimi öğreten pusulalar oldular.
Okurken sık sık düşündüm: Freud’un bu tutkusu olmasaydı, belki de psikanaliz yolculuğu da bu kadar derin olmayacaktı. Bazen insanı büyüten şey, yaptığı hataların izleridir. Ve bu bana kendimden çok şey hatırlattı. Ne zaman dibe vursam, ne zaman bir yanılgıya kapılsam, aslında oradan doğan yeni bir ben oldu.
Freud’un “Kokain”i, bana yalnızca bir maddenin tıp tarihindeki izlerini anlatmadı. Aynı zamanda insanın zaaflarını, cesaretini, yanılgılarını ve öğrenme gücünü anlattı. Ve ben sayfaları