·88 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Eylül 2025 11:27 Sizlerle Türkçülük düşüncesini sistemleştiren ve milli edebiyatın kurulmasına öncülük eden Ziya Gökalp'ın Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak eserini paylaşacağım. Yazarımız sosyolojide dayanışmacı toplum fikri yazı ve şiirlerinde bu düşünce ön plandadır. Türk toplumunun tek bir ülkü etrafında toplanıp dünyayı yönetmesi gerektiği fikri döneminin insanlarını fazlasıyla etkilemiştir. Bu eserinde dönem dönem cımbızlanarak ötekileştirilmeye çalışılan üç kavramı sosyoloji gözüyle irdelemektedir.
Osmanlının son dönemlerinde farklı milletten insanların kendini ayrıştırmaya başlaması toplumsal birliğin çözülmesini hızlandırır. Öyle ki olumlu uygulamalar bir sorun teşkil etmezken olumsuz uygulamalar "Türkler böyledir" etiketi altında kötülenmektedir. Yıllarca diğer etknik gruplarla birlik içinde yaşayan Türkler bu ötekileştirmenin farkına vararak kendine özüne döner ki milletiyetçilik furyasının olduğu bir çağda en doğrusu budur. Yine de bu kaçınılmaz dönüşümünde iflas eden ümmetçilik anlayışına bağlı kalmak isteyenler kargaşa çıkarır. Bu hususlara kısmen değinen Ziya Gökalp üç kavramı Türk için şu bakışı açısıyla izah eder.
"Bugün Türk Milleti Ural-Altay ailesine, İslâm ümmetine, Avrupa evrenselliğine mensup bir cemiyetten ibarettir."
Ayrıca çağdaşlaşmanın sanıldığı gibi öykünmek olmadığını şu cümlelerle anlatır.
"Bizim için muasırlaşmak (çağdaşlaşmak) demek, Avrupallar gibi zırhlı gemiler, otomobiller, uçaklar yapıp kullanabilmek demektir. Muasırlaşmak, şekilce ve yaşayışça Avrupalılara benzemek değildir."
Bir topluluğa benzememek için kendinin ne toplumunun ne olduğunu bilmek sosyolojik olguları anlamak ve anlamlandırmak açısından önemli. Yazarımızın kendi döneminin toplumsal sorunlara ilaç olacak nitelikteki düşüncelerini yazarken aklıma Atatürk'ün yaptıkları geldi. Gerçektende "Fikir babam Ziya Gökalp'dir" derken onun düşüncelerini hayate geçirmiş olduğunu fark ettim.
Unutmadan ekleyeyim; eserin eski Türkçe kelimelerin yanına günümüz manaları yazılarak derlenmiş.