Semerkant kitabı ile tanıştığım ve daha birçok
eserini okuduğum yazar Amin Maalouf’un serüvenlerine bir yenisini kattım kitaplığıma:
#k:523.
‘Yüzüncü Ad’ aslında Allah’ın Kuran’da geçen 99 adının, insanların bilmediği 100.’sü.
Kitabın geçtiği 1665 yılı ve bir sonraki yıl, İncil’e göre ‘Canavar Yılı’dır. Yani kıyamet, dünyanın sonu. İnanılana göre dünyayı bu felaketten kurtarabilecek tek şey ise, içinde Allah’ın 100’üncü adının yazdığı ‘Mazandarani’nin Yüzüncü Ad’ kitabıdır. Cenevizli bir antika tüccarının eline bu kitap geçer, ama aynı hızla ellerinden kayıp gider. Yeğenlerinin de isteğiyle tüccar Baldassare bu kitabın peşine düşer ve yolculuk başlar..
“Listana, Cübeyl’deki insanların dilinde İstanbul’un o sayısız adlarından biriydi.
Tıpkı İslambol, Bizans, Dersaadet, Konstantiniyye gibi.” (s. 91’den alıntı).
Cübeyl’den Listana’ya (yani İstanbul’a), oradan İzmir’e, Sakız Adası’na ve hatta Londra’ya kadar uzanır bu yolculuk..
Kitap, dört defterden meydana gelen günlüklerden oluşuyor. Günlük tarzı okumayı severseniz, bu kitabı da severek okursunuz. Bir sonraki günde karşılaşacakları olaylar, o gün için günlüğün başında anlatacaklarını merak ettirmesi, hoşuma gitti. Tarih ve kurguyu birlikte okumayı sevenlere kitabı tavsiye ediyorum…