Çok uzun süredir beni bu kadar düşündüren bir kitap okumamıştım. Bazı şeyleri yeniden fark etmemi sağladı aslında; bir yanıyla içsel dünyama dönüş, öteki yanıyla bir takım akrabalarım ve yakın arkadaşlarımın hangi merhalelerden geçtiklerine bu kez empatik bir bakış..
Kitabın hayatımda aksiyon alabilmem için listeme eklediği yeni üç ana başlık, şöyle özetlenebilir;
1-Ruh ve akıl sağlığımın yerinde olmasının büyük bir lüks oluşuna dair farkındalık ve buna duymam gereken müteşekkirlik. Beraberinde gelen bilinçle, ağır ilaçlarla bu psikosomatik hastaliklara sahip bireylerle, onları dışlayıp yalnizlaştırmadan, nasıl dengeli bir ilişki kurulabilir, araştırmak.
2-Kurban psikolojisinden her daim uzak durmak ve olgunlaşmak için daha çok çabalamak; bu konuda ana karakterin annesinin, kızına yazdığı şu satırlar tam bir silkelenme etkisi yaratti bende…
“Hep ben kurbandım. Ve elbette, kurbanların her zaman istediği gibi davranılmasına izin verilirdi. Acı çektiği sürece, kimse yaptıklarından sorumlu tutulamaz. Ben seni büyümemek için bahanem yaptım. Ama sonra büyüdüm. 68 yaşında. Çünkü beni sen zorladın.”
Sorun şu ki ben 68 ime kadar bekleyemem :) dolayısıyla; hedef bu süreyi mümkün olduğunca kısaltmak :)
3-Zor zamanlar, hep yaşanır. Aşağıdaki alıntı, bu zamanlara karşı verebileceğimiz tepkinin en iyi özeti aslında..Alıntıdaki ikinci önermeyi akılda tutmak; ki bu yukaridaki 2. aksiyon maddesini uygulamamda hizlandirici katalizör olacaktır.
“ Bazı şeyler olur. Korkunç şeyler…Herhangi birimizin tek yapabileceği, bunlar bizim başımıza mı geliyor, yoksa bizim için mi oluyor buna karar vermek.”
İşte böyle bir kitaptı Keder ve Mutluluk sevgili arkadaşlar..Farklı bakış açıları katan, bitirdikten sonra koltugunuzda otururken sizi uzaklara daldirip düşündüren; melankoliyle değil, umutla :)