Puan vermedi·148 syf.····Okunma: 05 Mayıs 2025 00:00 "GAMSIZ BEDRİ"
"Galiba, bu “Zaman ” denilen şey insanlara bazı olumsuz durumları kabullendirebilmek için var edilmişti. Hastalıkları, yoksullukları, kaybedişleri, ölümleri, travmaları ve daha birçok şeyi... Zamana bırakmak, akışına bırakmak, ajan suyun yolunu bulması gibi deyimler kabullenmişlik tecrübelerinden türeyen ifadelerdi sanki. Kabullenmek, aslında bir nevi o sorunu ortadan kaldırmış olmak da demekti."
Hayatın içinden çıkan sıradan kahramanlar bazen bize en büyük dersleri verir. Bedri de tam olarak böyle biri. İlk bakışta herkesin arasına karışıp kaybolabilecek kadar sıradan, hatta biraz da “gamsız” bir devlet memuru. Fakat işte tam bu sıradanlığın içinde saklı olan çelişkiler, onun hikâyesini hem güldüren hem de düşündüren bir yolculuğa dönüştürüyor.
Hikâye 1999 yılında Erbaa’da başlıyor. O yılların saf ve masum havasında, Bedri çocukluk aşkı Güleycan’la temiz bir sevdanın peşinden gidiyor. Her şey sıradan görünüyor; ama o sıradanlığın içindeki sıcaklık, insanı gülümsetiyor.
Sonra zaman hızla akıyor. Yıl 2018… Mekân artık Ankara. Karşımızda evli, iki çocuk babası, devlet dairesinin gri duvarlarına sıkışmış, hayalleri dosya raflarına sıkışıp kalmış bir Bedri var. Yine gamsız, yine telaşsız… Ama artık hayat sadece onun gamsızlığıyla ilerlemiyor. Güleycan değişmiş; beklentileri artmış, öfkesi büyümüş, sabrı azalmış. Onun gözünde Bedri’nin “umursamazlığı” artık sevimli değil, dayanılmaz bir yük.
Ve işte burada devreye giriyor hikâyenin asıl gücü: mizah ve trajedinin iç içe geçtiği, hem güldüren hem de düşündüren bir tablo. Çünkü Bedri’nin hikâyesinde sadece bir adamın yaşamı yok; aynı zamanda toplumsal beklentiler, evlilikteki roller, kadın ve erkek arasındaki görünmez yükler var.
Ve sonra asıl kırılma anı geliyor…
Bedri’nin çalıştığı kuruma ani bir baskın yapılıyor. Yolsuzluk ve rüşvetin gölgesinde lüks yaşayan mesai arkadaşlarının aksine, Bedri’nin sade hayatı ve hiç mal varlığının bulunmaması onu suçsuz kılıyor. Belki kurtuluyor ama bu süreçte yaşadığı sorgular, baskılar ve iftiralar onun ruhunda derin yaralar açıyor. Serbest bırakıldıktan sonra içine kapanan Bedri, günlerce konuşmaz, yemez, içmez… Derken sokaklara düşer, kaybolur hayatın içinde.
Benim için bu kitap, sıradan görünen bir adamın aslında ne kadar sıradışı bir yolculuk yaşayabileceğini gösterdi. Ve en önemlisi, “gamsızlık” dediğimiz şeyin belki de bir savunma mekanizması olabileceğini düşündürdü.
Gamsız Bedri, bize aslında şu soruyu sorduruyor:
Gerçekten gamsız olan Bedri mi, yoksa hayatın yüklerini hep başkalarının sırtına yükleyen toplum mu?
Kimi zaman kahkahalarla okuyoruz, kimi zaman içimiz burkuluyor. Ama her satırda şunu hissediyoruz: sıradan görünen hayatların içinde sıra dışı yolculuklar gizli.
Kitap yer yer toplumsal yapıya ve insan davranışlarına da göndermeler yapıyor. Okurken, toplumdaki Bedri gibi insanlar bir bir gözümüzün önünden geçti âdeta.
Peki Bedri, topluma uyum sağlayamamış bir karakter mi, yoksa toplumla dalga geçmiş bir karakter mi? Kararı siz okuyunca vereceksiniz.
Kitapla Kalın.