Siddhartha, yalnızca bir roman değil, insanın kendi özünü arama serüvenine tutulmuş bir aynadır. Kitap; her çağda, her insana dokunan bir sorgulama barındırıyor: 'Hakikat başkasından mı öğrenilir, kendi deneyimlerimizle mi keşfedilir?'
Romanın başkahramanı Siddhartha, geleneksel dini öğretiler ve toplumsal beklentilerle yetinmeyen, hakikati kendi deneyimleriyle keşfetmek isteyen bir gençtir. Çocukluk yıllarındaki Brahman terbiyesi, ardından Samana hayatı ve sonrasında Buda ile karşılaşması, dünyevi hazlara kendini kaptırması ve sonunda dinginliğe kavuşması, insanın hayatında yaşadığı iniş ve çıkışların simgesel bir yol haritasıdır. Siddhartha, bilgeliğin kitaplardan ya da ustalardan alınacak bir öğreti değil, yaşanarak anlaşılacak bir deneyim olduğuna inanır.
'Bilinmesi gereken şeyleri insanın kendisinin tatması iyidir.'
Hermann Hesse, romanında yalın bir dil kullanmış olsa da oldukça derin anlamlar içerdiği görülmektedir. Eserde nehir metaforu özellikle dikkat çekmektedir. Nehir, sürekli akan ve değişen hayatın kendisidir. Ve Siddhartha, bir nehir kıyısında, doğanın döngüsünde ve yaşamın içinde gerçeği bulur. Eser bize içsel huzurun bir hedef olmadığını, bir süreç olduğunu hatırlatır. Yolun kendisi öğretmendir.
Herkese keyifli okumalar.
SiddharthaSeray Akdoğan İlterHermann Hesse