Kitabımız geçmişiyle ilgili sadece tek bir kişiyi ,Annabeth'i, hatırlayan Percy Jackson'ın hiç ölmeyen gorgonlarla savaşmasıyla başlıyor. Sonrasında kendimizi yeni bir Melez Kampında yani "Jüpiter Kampı"nda buluyoruz ve hikaye bu şekilde başlıyor. Yeni kampta birçok yeni melez ve tanrıların Romalı halleriyle tanışıyoruz. Sonrasındaysa kendimizi Percy, Pluton(Hades)'in kızı Hazel ve Mars(Ares)'in oğlu Frank'le birlikte lejyonun kayıp kartalını bulmak ve Alaska'da tutsak olan Ölüm'ü kurtarmak üzere bir görevde buluyoruz.
(Hafif spoiler olabilir)
Açıkçası ben bu kitabı da beğendim. Sadece Roma'yı tanıdığımız zaman hiçbir şey anlamadım. Bir harita bir sözlük arasında gidip gelsem de sistemi açlıklayabileceğimden emin değilim. Çook karışık. Neyse bence Kayıp Kahraman kitap olarak daha güzeldi ama buradaki üçlü daha iyiydi. Kitap boyunca Percy'nin tek hatırası olan Annabeth'e tutunarak ona ulaşmak için çabalaması ve bir yandan da Hazel ve Frank'le gittikçe yakınlaşarak yeni bir "aile" olması çok tatlıydı bence. Bu üçlüyü daha çok sevmemin sebebi dediğim gibi bir "aile" olmaları sanırım. Kayıp Kahraman üçlüsü bunu pek hissettiremiyordu bence. Üçlü bir grup olarak değilde ikili arkadaşlıklar olarak daha iyilerdi. (Jason-Leo, Leo-Piper, Piper-Jason gibi) fakat üç kişi bir araya geldiklerinde Leo kendini fazlalık ve dışarıda kalmış gibi hissediyordu. Neyse önceden de dediğim gibi bu kitapta pek çok yeni melezle tanıştık biraz da onlardan bahsedeyim.
~Frank'le başlamak istiyorum. Öncelikle aşırı tatlı bir karakter bence. Kendinin ve neler yapabileceğinin farkında olmasa da çok güçlü, biraz utangaç ve Hazel'ı gerçekten çok seviyor. İlişkileri çok tatlı bence Jason-Piper gibi çok hızlı oldular diye de hissettirmiyor. Ayrıca Frank kendini grupta fazlalık olarak hissetse de dediğim gibi çok güçlü ve arkadaşları için her şeyi yapabilir. Yani kendisini sevmeyen bir insan olduğunu pek düşünmüyorum.
~Hazel da Frank gibi çok tatlı bir karakter bunun yanında da aşırı güçlü bir kadın. Bu arada ben Frank'le ikisinin karakterini fandom un biraz değiştirdiğini düşünüyorum. Her özelliklerini atıp sadece "tatlı" oldukları kısmı kalmış gibi hissediyorum. Yani biraz boş karakterler yapmışlar gibi ama aksine ikisi de bundan çok daha fazlası.
~Bu kitabı okumadan önce bu seride bir şekilde anlaşılmayacak bir kötü(?) karakter olmadığını düşünüyordum. Luke, Erhan gibi hepsinin bir sebebi ve haklı oldukları bir kısım olduğunu sanırdım. Ta ki Oktavian'ı tanıyana kadar. Yani sadece peluş ayıcığı öldürdüğü için gereksiz bir nefret aldığını düşünüyordum ama cidden sevilecek hiçbir yönü yok. Benimle aynı kabinde olduğu için utanıyorum desem yalan olmaz sanırım. Peluş hayvan kesip kehanette bulunduğunu sanan salağın teki.
~Reyna hakkında yorum yapabileceğimi sanmıyorum. Çünkü henüz çok az gördük. Ama güçlü, güzel ve zeki bir kız olduğu kesin. Yani Percy'nin Jason yerine geldiğini ilk anlayan o. Bu arada bu konuyu açmışken Melez Kampı'nda cidden nasıl anlayamadılar? Percy kayboluyor, onun gibi çok güçlü başka bir melez geliyor, bu melezin kolunda Roma İmparatorluğu'nu gösteren dövmeler var ve tüm tanrı ve canavarların Romalı adlarını kullanıyor. Neyse çok uzatmadan Reyna'dan devam edeyim. Ben fanartlardan Reyna'nın erkeklerden nefret ettiğini çıkarmıştım ama bu kitapta kız kendine partner arıyor? Neyse daha tam olarak tanıdığım için yorum yapmayacağım ama ileride seveceğimi hissediyorum.
❀Bu arada Athena'nın İşareti de çok merak ediyorum. 7'limiz ilk defa bir arada olacak. Bu arada herkesin sevgilisi varken Leo... Olsun, Leo benim ve tüm fandom un sevgisine sahip.
☆Buraya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim. ♡ Ben inceleme yazmayı ve kitap hakkında düşündüklerimi ve hissettiklerimi sizinle paylaşmaktan çok zevk aldım. Umarım siz de okumaktan zevk almışsınızdır. Bu konuda kendimi geliştirmek için her türlü eleştri ve tavsiyelerinizi bekliyor olacağım.☆