·264 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Eylül 2025 00:00 #Koku (Das Parfum) #PatrickSüskind
18. yüzyıldayız ve her tarafın leş gibi koktuğu Paris'teyiz.
Kitabımızın karakteri Jean- Baptiste Grenouille bir antikahraman.
Annesi onu pis kokan, her tarafın pislik içinde olduğu bir balıkçıda doğurur. Yüzüne bile bakmaz annesi ve onu bir kenara atıp ölmesini bekler. Daha sonrasında bu durum fark edilince annesi çocuğuna sahip çıkmadığı için idam edilir.
Papaz tarafından sahip çıkılır, bir sütanneye verilir ama gelin görün ki sütanne de alışamaz bu bebeğe. Çünkü bu bebeğin bir kokusu yoktur.
Kokusu olmadığı için de kimse tarafından fark edilmeden yaşar hayatı boyunca. Ta ki günün birinde zamanın Paris'inde yaptığı parfümlerle ün salmış bir parfüm ustasının yanında çalışmaya başlayınca karakterimizin dehası ortaya çıkıverir. Hiç kimsenin yapamadığı parfümleri yapmaya başlar. Ve bunu çoğu zaman genç kızları öldürerek yapar. Çünkü karakterimiz insanların kokusunu onları öldürdükten sonra alıp hapsedebilme yeteneğine sahiptir.
Yaşadığı yerde cinayetler çoğalınca doğaldır ki toplumda bir korkuya sebep olur. Katil aranır bulunamaz. Bulunsa da ona bir şey yapılamaz..
Karakterimiz kokusu olmadığı için kendisi için de kokular üretmeye başlar. Ve bu kokularla insanları büyüler. Yani insanları istediği şekilde manipüle eder. İşte bu yüzden yakalansa da ona kimse bir şey yapamaz.
Bu kitap öyle bir kitap ki birçok edebi türü içerisinde barındıran bir kitap. Korku, cinayet, büyülü gerçekçilik, mistisizm, tarih, psikoloji hatta felsefe türünü adeta karnaval havasında harmanlamış cinsten.
Kitabın alt metninde varoluşsal bir soruna değinilir. Yabancılaşmayı da temsil eden karakterin kokusunun olmaması ve toplumca fark edilmemesi yönüyle yapılır bu. Karakterin kendine çeşit çeşit kokular üretmesi ise var olmaya çalışmanın bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Bununla insanları manipüle etmesi ve güç kazanması hatta yer yer okuyanın göreceği üzere kendini tanrısallaştırması sonucu varoluşa nihilist pencereden bakması felsefi bir derinlik katar romana.
Karakterin kitap boyunca her insan öldürüşünde en güzel kokuyu üretebilme çabası sanat ve yaratıcılığın etik değerleri ne derece aşabilecek güçte olduğunun sorgulamasına da olanak sağlıyor.
Ve en önemlisi kendine ve topluma yabancılaşmış olan insanın karanlık doğasına ışık tutuyor .
Insanın doğası gereği tapındığı tanrısını dahi eline geçirebilirse eğer onu yiyebileceğini gösterir nitelikte kurgulanmış bir romandır bu.
Sözün özü insanın Tanrı'yı yendiğini kanıtlayan -evet; bunu bilinçli kullamdım- bir roman Koku.
Çav bella