Puan vermedi·168 syf.··
2018 27. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mart 2018 22:34
Kitap kesinlikle çok hoş ders verici nitelikte ancak dilini hiç sevmedim. Yazarından ziyade çevirmenin problem yarattığını düşünüyorum. Her yerde bakarken görürken düşünürken her şeyi dikizlemek olarak çevirmiş. Oysa çeviri eser çevirmen ile yeniden hayat bulmalı bana göre. Yani orijinalinde çok sevilen bir eser çevrildiği dilde aynı etkiyi yaratmiyor ise bu kesinlikle çevirmenin hatasıdır. Çevirmen belli ki Türkçe konusunda pek iyi değil.
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
·
7 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Muhakkak haklısınızdır fakat bu çevirinin kulislerde bir hayli övgü aldığı da gerçek...
Merdümgiriz
Gönderi Sahibi
Mutlaka öyledir... İncelememde özellikle bana göre ifadesini kullandım. Tekrarlıyorum bana göre dilimizde düşünmek hayal etmek bakmak tanımak ve görmek gibi bir hayli fiil mevcutken eserin orijinal dilindeki fiil eksikliği Türkçe ye böyle yansimamaliydi. Üstelik Türkçe bu denli fiiller açısından zengin bir dil iken. Yani argo kelimeler vs takilmiyorum. Oralarda da çeşitli değişimler yapabilirdi fakat bu üst bir beceri gerektiren bir iş...
Söyledikleriniz kesinlikle mantıklı fakat ben şunu söylemek istiyorum, belki de yazar Burgess, kelime tekrarları ike okuyucunun üzerinde değişik bir vurgu yahut ne bileyim okuyucuda olmasını gerek gördüğü kısmi bir rahatsızlık düzeyi bırakmak istemiştir ve böylelikle çevirmen de kalabildiği kadar sadık kalmaya çalışmıstır orjinal metine bu olası vurguları korumak için. Bütün bunlar ihtimaller ve sonra sakın beni yanlış anlamayasınız, fikrinizi çürütme eğiliminde değilim ama bana göre de çevirmenler biçime sadık kalmalı...
Merdümgiriz
Gönderi Sahibi
Rica ederim. Saygı çerçevesinde kaldığı sürece olumlu olduğunu düşünüyorum. Ben de tam olarak aynı şeyi savunuyorum yazara sadık kalmalı ama çeviri eser çevrildiği dilin kültürünü de yansıtmalı demek istediğim. Bizde ne kadar argo konuşan genç varsa hiçbiri düşünmek yerine dikizlemek demez. Çevirmenin bizim sokak edebiyatına uzak olduğu tanımadığı noktasında netim. Bahsettiğim çevirmen baştan bir kitap ortaya çıkarsın değil çevirdiği dile yakın bir anlatım ortaya koysun yeter diye düşünüyorum.
Bu 'dikizlemek' konusunda sanırım haklısınız ama yine de ben çeviriyi beğendiğimi söyleyeceğim ve öyle ki, bu tür beğeniler soyut olarak ele alındığında görecelidir, kişiden kişiye değişmesi olağandır. Fikirlerinize saygılıyım ve bu konuşma için teşekkür ederim. İyi okumalar...
Merdümgiriz
Gönderi Sahibi
Saygı duyarım düşüncelerinize fakat çevirmen tercüman niteliğinde davranmamalı. Daha titiz daha özverili bir çalışma sergileyerek yazarın orijinal dilinde yapmaya çalıştığı vurguyu çevirmenler çevirdikleri dilde yakalayabilmeli. Amaç eserin orijinalliğini bozmadan aynen almak ise tüm turist rehberleri bu işe soyunabilir. Oysa bir eser çevirisi farklıdır. Üstelik ben çevirmenleri tercüman olarak değil sanatçı olarak nitelendiriyorum. Bence farkı da olmalı zaten.
Ama yine de çevirmenin sanatçı yönü çevirdiği yazarın sanat kaygısıyla sınırlı kalmalıdır yahut bunun doğrultusunda olmalıdır, bence. Mesela 'Otomatik Portakal'da yazar Burgess, olanları Alex'in ağzıyla anlattığı için edebi anlatımdan bilerek uzak kalıp sokak ağzını kullanmışsa eğer, çevirmen Dost Körpe de kanımca yazarın amacına uygun çeviri yapmıştır. Yani diyeceğim, sizin gözetlediğiniz değişik fiil kullanımı vs... yazarın amacına sadık kalınmasından ötürü olabilir ki çevirmenin sanatsal yönünü buradan yakalamalıyız. Ben inceleme yazınızın altında yer kapladığım, vaktinizi aldığım ve rahatsızlık verdiğim için özür diliyorum...