·192 syf.····Okunma: 05 Eylül 2025 11:35 Çocukluğu yoksulluk ve ilgisizlik ile geçmiş bir kadının, hastanede annesinin beş gün yanında kalması ile geçmişi ve bugünü değerlendirdiği anlatısı...
Benim Adım Lucy Barton, Pulitzer ödüllü Elizabeth Strout'un kaleminden... Lucy Barton, çok yoksul bir eve doğan üç kardeşten en küçüğü. Bir abisi, bir ablası var. Anne ve baba tarafından sevgi sözcükleri ile büyütülmemiş, yoksulluk bir yandan ebeveyn sevgi eksikliği öte yandan. Bir gün safra kesesi ameliyatı nedeniyle hastanede kalmak zorunda kalır. Eşi, hastaneleri sevmediği için çok uğramaz, iki küçük kızı ise babaları ile evde kalmaktadır. Bu süreçte, eşi Lucy Barton'un annesini çağırır ve ana kız beş günlük bir süreç yaşarlar. Annesi, "Bızdığım" diye seslenmektedir ama sadece kelime olarak, hiçbir zaman bızdığın sevgi anlamını göstermemiş.
Anne figürü, huzurlu ve mutlu bir evliliği olmadığı için mahalle dedikodularını hep evliliği ters giden ya da başarısız olmuş insanlar üzerinden yapar. Kızı ile mahalle dedikoları yaptıklarında aslında kızı kendi içsel düşüncelerinde geçmişine döner ve bugünü ile kıyaslar.
1980li yıllardaki bu hastane serüvenini ve sonrasında kendi aile ilişikilerini de anlatmış Lucy Barton, sanki bir günlük gibi aklına geleni yazıvermiş. Başı yok, sonu yok öyle birden karakterler girmiş ve çıkmış romanda.
Beklentim çok büyüktü, Pulitzer Ödüllü bir yazar tarafından yazılmış olması da ayrı ilgimi çekmişti. Ama aradığım derinliği üzülerek bulamadığımı belirtmeliyim. Hikayenin özü güzel ama bana işlemedi. Benim için bu roman olmadı, kendisi ile anlaşamadık. Okuma açısından çok akıcı, çok yalın hemen bir oturuşta bitecek cinsten.