·88 syf.··Beğendi
··Okunma: 06 Eylül 2025 00:00 "HÜNSA"
"Bu hayatta her şey mümkün! Yerle, gök birleşebilir. Deniz'le, bulut el ele verebilir. Kar, güneşle kavuşabilir. Kedi, köpekle arkadaş olabilir. Tek bedende hem erkek hem de kadın barınabilir. Aile zehirli olabilir. Bambaşka birisi daha iyi bir anne olabilir. İnsan en çok da kendisine yabancılaşabilir."
Çocuktur, unutur, anlamaz, fark etmez, söyleyemez, susar, korkar…
Çocuklar hakkında sıkça kurduğumuz bu cümleler, zamanla ne kadar yanlış düşündüğümüzü bize acı bir şekilde öğretebiliyor. Çünkü çocuklukta yaşanan her şey, bireyin ruhuna kazınıyor. Bedende oluşan bir morluk geçebilir, ama ruha saplanan acı ömür boyu kalabiliyor.
Geçmişinde yaşadığı travmaların gölgesinde, sessizliğe gömülmüş bir kadın: Hüma. İçine kapanıklığı, annesiyle olan mesafeli ilişkisi ve geçmişin karanlık sırları, onun hayatını adım adım yalnızlığa sürüklüyor. Onun hikâyesi, aslında birçok kadının yaşadığı ama dillendiremediği gerçeklerin bir yansıması.
Hüma’nın aksine daha dışa dönük görünen Tuğrul da kendi derin yaralarıyla yaşıyor. Hayata tutunmaya çalışsa da geçmişin izleri peşini bırakmıyor. Onun da sırrı, toplumun dayattığı rollerle bireysel kimliğinin çatışmasında saklı.
Hüma ve Tuğrul’un yolları kesiştiğinde, ortak acılar ve travmalar birleştirici bir güç oluyor. “Hünsa” kelimesinin anlamı ise sadece bir kavram değil; karakterlerin kaderini belirleyen bir kırılma noktası. Bizler, perde aralandıkça hem şaşırıyor hem de derin bir iç hesaplaşmaya sürükleniyoruz.
“Acaba biz, başkalarının görünmek istediği kimliği mi görüyoruz, yoksa gerçek hâlini mi?”
Romanın en çarpıcı tarafı da bu aslında: Yüzeyin altındaki gerçeği aramak.
Kitap; aile içi sorunları, toplumsal baskıları, önyargıları ve bireyin kendi kimliğini bulma mücadelesini cesur bir üslupla gözler önüne seriyor. Merhamet, vicdan ve insan olmanın temel değerleri, hikâyenin arka planında güçlü bir şekilde hissediliyor.
Bize hayatın daha önce fark etmediğimiz yönlerini gösteriyor. Özellikle “Hermafrodit Sendromu” üzerinden, çok nadir görülen bu doğuştan gelen genetik bozukluğun bireyler üzerindeki etkilerini ve toplumun bu konuda ne kadar bilgisiz olabileceğini gözler önüne seriyor.
Toplumsal sorunlara farklı bir pencereden bakmak ve insan psikolojisinin derinliklerine inmek isteyenler için “Hünsa” tam anlamıyla kaçırılmayacak bir eser. Yazar, sadece bir hikâye anlatmakla kalmıyor; bizlerin zihninde ve yüreğinde derin sorgulamalar uyandırıyor.
Kitapla Kalın.