10/10
·354 syf.··
Beğendi
·
2024 164. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2024 12:21
"FİRAVUN'UN HAZİNESİ" "Güç kimdeyse haklı odur. Bu sözleri kimse kabul etmek istemez, ama maalesef dünyanın en acı gerçeği budur. Hele güç gözü dönmüş bir insanın elindeyse yıkımın boyutları kat ve kat artar. Bizim bugün yaşadığımız budur." Tarihî romanların en güzel yanı, bizi hem gerçek olayların gölgesine hem de kurgunun heyecanına davet etmesidir. Yıl 1882… İngiliz işgali altındaki Mısır’da yolları kesişen bir casus ve bir arkeoloğun macerası, bizleri ilk sayfadan son sayfaya kadar sürüklüyor. 19. yüzyılın politik dengelerine, Antik Mısır’ın gizemlerine ve insan doğasının karanlık yönlerine götürüyor. Hikâyenin merkezinde, hırstan gözü dönmüş başkonsolos Stuart Mills var. Önüne kim çıkarsa yok eden, aklı yalnızca daha fazla zenginlikte olan bu karakter, arkeologların Firavun mezarları üzerindeki çalışmalarına göz dikiyor. Özellikle de hâlâ bulunamayan II. Thutmose’nin kayıp mezarı, Mills’in takıntısına dönüşüyor. Bir arkeolog grubunun toplu bir mezar keşfi sonrası hepsi ortadan kaldırılıyor. Geriye yalnızca Agatha kalıyor. Ölüm emri çoktan verilmiş olan genç arkeolog, Mısır’ın köhne evlerinde saklanarak hayatta kalmaya çalışıyor. Fakat artık İngiltere’ye dönmesi gerektiğini anlıyor. Tam da limanda saldırıya uğradığı anda karşısına çıkan kişi, Osmanlı casusu Saffet Sefa oluyor. Onun sayesinde hayatta kalıyor ve hikâyenin gerçek macera kısmı böylece başlıyor. Bir tarafta ölüm kalım mücadelesi, diğer tarafta masum bir yakınlaşma… Saffet Sefa ile Agatha’nın yolları kesiştikçe, aralarındaki bağ da kuvvetleniyor. Fakat bu bağ, beraberinde yeni tehlikeleri de getiriyor. Çünkü Mills boş durmuyor; tarihi eser kaçakçılığında yeni yandaşlar edinerek hazineye ulaşma çabasını sürdürüyor. Ancak bu arayış, yalnızca arkeolojik bir serüven değildir. Her karakterin kendi amacı, kendi hesabı vardır. Casus için bu yolculuk, devletine sadakat ve tehlikeli bir görevi yerine getirmek demektir. Arkeolog içinse tarihin sırlarını gün yüzüne çıkarmak, bilim adına bir keşfe imza atmaktır. Fakat ortak bir hedef, onları aynı kader çizgisine sürükler. Hikâyede macera, hırs, bencillik ve acımasızlık da sayfaların arasında kendine yer bulur. Karakterler, yolculuk boyunca yalnızca düşmanlarıyla değil, kendi içlerindeki zaaflarla da mücadele ederler. Çok geçmeden fark ederler ki, bu ölüm kalım mücadelesinde yalnızca cesaret yetmez. Sadakat, güven, dostluk ve fedakârlık da hayatta kalmanın vazgeçilmez anahtarlarıdır. Kitap sadece bir macera kurgusu değil. Firavunların mezarları, Ölüler Kitabı, Mısır’ın tarihi eserleri ve arkeolojik detaylar eserin içinde ustalıkla işlenmiş. Okurken kendimizi bazen bir dövüş sahnesinin ortasında, bazen Mısır’ın limanlarında, bazen de gizli bir mezar odasında buluyoruz. Agatha ve Saffet Sefa’nın kaderi ise her adımda daha da merak uyandırıyor. Rosetta Taşı, Champollion’un keşifleri, Belzoni’nin çalışmaları, Hatşepsut ve Ramses gibi tarihi figürler; romanın içinde öylesine ustaca işlenmiş ki, bizler hem maceraya kapılıyor hem de bilgiyle besleniyoruz. Eğer siz de tarihî maceraları, casusluk hikâyelerini ve kadim sırların peşinden koşmayı seviyorsanız, bu kitap tam size göre. Mısır’ın büyülü atmosferi; çölün sıcak rüzgârı, tapınakların ihtişamı, kazıların gizemli sessizliği öyle güçlü betimlenmiş ki, sayfaları çevirdikçe kendinizi orada hissediyorsunuz. Kitapla Kalın.
Edebiyat
Firavun'un HazinesiAyhan Pala · Odessa Yayınevi · 202416 okunma
·
37 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.