Kitap gerçekten edebi yetkinliğe sahip biri tarafından yazıldığını belli ediyor. Kitabı bitirdikten sonra üzerine düşündükçe hayranlığım daha da arttı.
Öncelikle karakterler kafa karışıklıklarıyla, tartışmalarıyla, yanlışlarıyla sadece öykünün ilerlemesini sağlayacak piyonlar olmaktan çok çok uzak bir noktadalardı. Sanki hepsinin kendi iradeleri vardı. İki karakter birçok konuyu zıt açılardan tartışırlarken bile asla herhangi bir taraflılık hissetmiyordunuz. Çünkü yazar adeta orada değildi. Ve bunu hissettirmek gerçekten çok zor olmalı.
Kitapta kadın-erkek, aşk ve huzur kavramları, bilim gibi konularda diyalog ve fikir akışı dönüyordu ama kitabın bütününe bakmaya çalıştığımda yazarın sayfalara sığdırdığı şey aslında hayatın kendisiydi. Yani ana bir konu etrafında dönmekten ziyade hayatın kendisi gibi karmaşık ve çeşitli başlıkları bünyesinde taşıyordu. Bu temaya şiirsel mekan ve kişi tasvirleri eklendiğindeyse kitap tamamen sinematik bir hava kazandı.
Diğer bir hayran olduğum konuysa 3. Kişi ağzından yazılmış bu kitapta Max Werner’in düşünce ve gözlemlerinin ağır basmasıydı. İlahi bakış açısı daha çok Max’e etki ediyordu sanki ve bu durum bize Feniçka’ya Max’ın gözünden bakma fırsatı sunuyordu. Kadın-erkek cinsiyet normları üzerinde durmuş olan bu kitap, erkeğin gözünden bir kadının ne kadar buğulu kalabileceğini kanıtlar nitelikteydi. Fenya anlamaya çalıştığımız karmaşık bir karakterdi çünkü Max Werner onu böyle görüyordu. Yazarın kadın olup da bir erkeğin bakış açısını bu kadar iyi yansıtabilmesi inanılmazdı. Bu bakış açısı yaklaşımı bana The Virgin Suicides filmini hatırlattı. Bu filmde de genç kızları erkeklerin anlatımıyla izlediğimiz için ilk başta çoğu şey buğulu ve anlamsız kalıyordu. Filmi de kesinlikle tavsiye ederim bu arada.
Kitap ne kadar kısa bir kitap olsa da ilk sayfasından itibaren karakterler ilmek ilmek işlenmiş, evrensel normlar üzerine tartışmalar; yaşanan olaylarla ve karakterlerin diyaloglarıyla çok güzel şekilde kitaba yedirilmişti.
Kitabı bitirdikten sonra iyi bir yazar olmanın düşündüğümden daha ince bir işçilik gerektirdiğini hissettim. Yazarı yıllar sonrasının sıradan bir insanı olarak bile olsa tebrik etmek istiyorum.