·192 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Mart 2025 00:00 "SIRADIŞI"
"İnsan büyüdükçe mi artıyor dertleri.. Yoksa insan büyüdükçe mi anlıyor gerçekleri?
Bazı acılar vardır insanı olgunlaştırır, bazı acılar vardır ki insanı çaresiz bırakır
Ne acıdır ki insan bu dünyada bıraktıklarıyla hatırlanıyor. Karnı tok ama gözleri bir türlü doymak bilmeyenler. Her güç odaklarının bir devri vardır. Önemli olan bu deviri yaşarken geride bıraktıkları eserlerdir.
Ölümün bile hak edişi olmalıydı."
Kader… Doğum ile ölüm arasındaki yaşamın gizemli akışını tanımlayan bir kelime. O, çoğu zaman açıklanamaz, kimi zaman ise içimizi rahatlatan bir sığınak gibi. Yaşamın kendisi gibi, kader de bir bilinmezlik. Dağlardan süzülen ırmak gibi akıp gider; kimi zaman yönümüzü belirler, kimi zaman ise bizi sürükler.
Belki de kaderin en ilginç yönü, ne kadar sıradışı olursa olsun, herkese eşit dağılmasıdır. Yıllarca savaş meydanlarında cesurca bulunup, evine döndüğünde sıradan bir kazayla hayatını kaybeden insanlar… İşte bu, kaderin oyununa verilebilecek en somut örneklerden biri. Kader, bazen öngörülemez bir cilveyle karşımıza çıkar ve hayatımızın akışını beklenmedik biçimde değiştirir.
Hayatta bazen kendi seçimlerimizi yaşarız; bazen de başkalarının seçimlerinin sonuçlarını taşımak zorunda kalırız. İşte biz buna da kader diyoruz. Peki kader, yalnızca en zor zamanlarımızda bize avuntu sağlayan bir kavram mı? Belki de… Başardığımızda emeğimizin hakkını teslim ederiz; ama başarısızlıkla karşılaştığımızda, sığınabileceğimiz bir gerekçe olarak kaderi öne süreriz.
Can, 42 yaşında iki kez evlilik yapmış, hayatını sıradışı deneyimlerle dolu bir yolculuk olarak yaşamış bir isim. Uzun yıllar savaş muhabirliği yapmış, hayatının tam dokuz buçuk yılını cephelerde geçirmiş ve tam 52 ülkede iç karışıklıkların ortasında bulunmuş. Kan, gözyaşı, bombalar… Can her şeyi görmüş, her şeyi yaşamış. En sonunda memleketine dönme kararı almış; her şeyden elini eteğini çekip sessiz bir hayat sürmeyi planlamış. Ancak yaşadığı yerdeki sorunlara kayıtsız kalamayan Can, gazetecilik aşkını yeniden alevlendirmiş ve bir gazete çıkarmaya karar vermiş.
Peki, bu gazetenin arkasındaki motivasyon neydi?
Aşık olduğu kadına duyduğu hisler miydi, yoksa iş aşkı mı?
Sevdiği kadın Sibel’in başına gelenler, Can’ın hayatının seyrini derinden etkilemiş ve onun kararlarını şekillendirmiş olabilir. Can’ın hayali ise sadece yaşananları aktarmak ya da bir gazete çıkarmak değil, insanların sesini duyurmak ve yaşananları görünür kılmaktı.
Usulsüzlükler, yolsuzluklar ve haksızlıklar karşısında kayıtsız kalamayan Can, arkadaşlarıyla birlikte kasabada bir gazete çıkarmaya karar verir. Gazetede yaşananları ve gerçekleri anlatmaları kısa sürede büyük bir ses getirir ve olaylar birbirini tetikler.
Can’ın hayalini kurduğu Makedonya’da sakin bir yaşam mümkün olacak mı? Yazdığı haberler birilerinin kulağına gidecek mi?
Can’ın hikâyesi, hem cesaret hem de tutkuyla örülmüş bir yaşam öyküsü. Savaşın ortasında hayatta kalmak, ardından kendi memleketine dönüp sessizliğe bürünmek… Ve sonra tekrar halkın sesi olmak için mücadeleye atılmak… İşte Can’ın hayatı, sıradan bir hikâye değil; bir insanın tutku, aşk ve adalet arayışının satırlara dökülen hikayesidir.
Türk filmi tadında, sıcacık ve heyecan dolu bu hikaye; cesaret, aşk ve adalet arayışının iç içe geçtiği bir yaşam öyküsünü anlatıyor. Savaşın ve acının gölgesinde şekillenen bir insanın, kendi hayalini ve halkın umudunu aynı anda yaşama çabası, okuyucuda kalıcı bir etki bırakıyor. Hem toplumsal mesajları hem de duygusal derinliği ile tavsiye edilebilecek bir eser.
Kitapla Kalın.