·96 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Eylül 2025 00:00 "İÇERİDEKİ"
“Bazı insanlar” diye düşünüyor hemen sonra. “Sanki bazıları bahsedilmiş gülücüklerle doğup adımlarını yıkımların uzağına atıyorlar hep. Bazıları ise nadiren gülüyor. Belki de bazıları hayata kişisel enkazlarının merkezinde başlıyor.”
Geceyle gündüzün, aydınlıkla karanlığın iç içe geçtiği, sürprizlerin her an kapıda belirdiği bir dünyaya hazır mısınız?
Yazar, göremediklerimizin arasından geçerek bizleri sınırların muğlaklığında usulca gezdiriyor. Hem gerçek hem de hayal arasında bir atmosferin içine çekiyor. Öyküler, tekinsizlik ve belirsizlik duygusunu ustaca işliyor; “gerçekten içeride biri var mı?” sorusunu sürekli gündemde tutuyor.
Yedi öyküden oluşan, insan doğasına dair derin gözlemler ve psikolojik tahlillerle dolu bir eser, sıradan hayatların arka planında gizlenen karmaşıklıkları ustalıkla ortaya koyuyor ve okuyucuyu karakterlerin içsel dünyalarına davet ediyor.
Örneğin, bir öyküde Erdal’ın evinde birinin olup olmadığı tamamen belirsizdir. Evin içinde yaşananlar, sıradan bir günün içinde bile tedirginlik ve bilinmezlik hissi yaratıyor. Belki içeride biri yoktur; belki içerideki, markete giden Erdal gibi dışarı çıkmıştır; belki de içeride hiç olmamıştır. Sesini duymadığı, gölgesini görmediği bu varlık, evin görünmez bir sakini gibi davranıyor. Tuvaleti kullanıp kullanmadığı, banyoya girip girmediği bilinmiyor; kontratta adı yok, yalnızca emlakçının anlattıkları var. Sanki okur, hiç var olmamış biriyle paylaşılan bir alanı gözlemliyor ve içeride bir yabancı beslemenin tuhaf rahatsızlığını hissediyor.
İlk öykü Gece Güneş, bizi âdeta bir iş seyahatine çıkarıyor. İsminin farklılığıyla dikkat çeken Gece, yaşadıklarını aktarırken ufak ipuçları bırakıyor; esas anlatmak istediği ancak sonlarda ortaya çıkıyor. Okurken sürekli “Acaba mı?” sorusu dönüp duruyor kafamızda. Şok etkisi ve sürpriz son, öykünün tadını daha da artırıyor.
Sonraki öyküler, Nejat’ın babasının cenazesi için yıllardır gitmediği evine dönüşünden başlayıp, kazdığı çukurda sevdiğini arayan bir adamın hikâyesine uzanıyor. “Ya biz olsak!…” demeye korkuyoruz; çünkü olaylar her karakterin bakış açısından farklı görünüyor. Kovuk öyküsü, yıkım ekibine yapılan ziyaretten, Erdal’ın yeni taşındığı evde içeride görünmeyen biri olup olmadığı sorusuna kadar okuru merakta bırakıyor. Erdal’ın evinin zilini çalacak cesaretiniz var mı, sorusu zihnimizde uzun süre dolaşıyor.
--'Gece Güneş'
Yaşlı ve hasta anneannesi ile yaşayan genç bir adamın hikâyesi… Zamanın büyük sorunu işsizlikle cebelleşen genç adam, başka bir şehre iş görüşmesine gider. Fakat olaylar planladığı gibi gitmez ve okuru sürprizlerle dolu bir yolculuğa çıkarır.
--'Hokus Pokus!'
Babası vefat ettikten sonra cenazesi için yıllar sonra memleketine dönen Nejat’ın geçmişi ve ailesiyle yaşadığı anılar. Nejat’ın yaşadıklarına tanık olurken, karakterin içsel dünyasına empati kuracaksınız.
--'Her Çukur Kendi Rotasını Belirler'
Kaybettiği annesini bulmak için çukur kazmaya çalışan Alper Bey’in, komşusu Uğur Bey ile yaşadığı sürpriz dolu hikâye. Her çukurun kendi rotasını nasıl belirlediğini okuyacak ve metaforik bir yolculuğa çıkacaksınız.
--'Kuyu'
Neriman’ın, üç yıldır her 7 Mayıs tekrar eden hayatındaki dertlerle ve kocasıyla yaşadığı tartışmalarla mücadelesi. Her sene şiddet ve sıkıntılarla baş eden Neriman, içine çekildiği bu ‘kuyu’ya doğru adım adım ilerler.
--'Kovuk'
Merve ve Kutay’ın hikâyesiyle başlıyor. Merve’nin ailesi ile gitmek istemediği köyde yaşadıkları, Kutay’ın geçirdiği kaza ve yoğun bakım süreci, ardından Kutay’ın ailesi ve köpeği Badem’in perspektifleriyle ilerleyen öykü, bir ailenin ve bireylerin gözünden olayları farklı açılardan deneyimlemenizi sağlıyor.
--'Yıkım Ekibi'
“Ben birilerinin hayatını yerle bir ediyorum. Ben bir yıkım ekibiyim,” diyen ancak enkazdan korkan kocasını terk etmeyi kafasına koyan bir kadının hikâyesi. Güçlü bir karakter analizi ve içsel çatışmalarıyla dikkat çekiyor.
--'İçerideki'
Erdal’ın evinde gerçekten içeride biri var mı yok mu sorusuna odaklanan öykü. Emlakçının anlattıklarıyla başlayan ve muğlaklıkla ilerleyen hikâye, okuyucuyu hem merakta bırakıyor hem de sınırların belirsizliğini hissettiriyor.
Kitabın en etkileyici yanı, anlatılandan çok satır aralarında bırakılan boşluklar ve muğlaklıklar. Bu belirsizlik, hayal gücümüzü son sürat çalıştırıyor, olasılıkları düşündürdükçe ürpertiyor ve öyküden aldığınız tat katlanarak artıyor.
Yazarın öyküleri, sıradan hayatların içindeki tuhaflıkları, görünmeyen korkuları ve belirsizlikleri ustalıkla anlatıyor. Kitap, okuru hem meraklandırıyor hem de tekinsiz bir atmosferin içine çekiyor. Her öykü, sınırların belirsizleştiği, gerçek ile hayalin iç içe geçtiği bir deneyim sunuyor.
Eğer siz de göremediklerimizin arasında gezinmeyi, bilinmezlik ve sürprizlerle dolu öyküler okumayı seviyorsanız, bu kitap tam size göre.
Kitapla Kalın.