Gönderi

7/10
·303 syf.··
2025 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2025 23:13
Bu kitabı okumaya başlamamın sebebi son dönemde çok popüler olmasıydı. Çok etkileneceğimi düşünmüştüm ama beklentimi tam olarak karşılamadı; bana göre ortalama bir kitaptı. Athena’nın ölümünden sonra June, onun eserini çalarak ünlenmeye çalışıyor. Başta sadece fırsatçılık gibi görünen bu durum giderek saplantıya dönüşüyor. June’un kıskançlığı ve hırsı onu arkadaşının mirasını sahiplenmeye itiyor; ama aslında bu süreçte en çok kendi ruhunu kaybediyor. June yazabilen, dili güçlü bir yazar olsa da kendi özgün sesini bulamıyor. İlham bulmakta zorlandığı için hep başkalarının fikirlerine yaslanıyor. Bu yüzden üzerine yapışan “çalıntı” damgasını bir türlü silemiyor. Tıpkı yalancı çoban hikâyesindeki gibi, bir kere güven kayboldu mu, ne yazarsa yazsın herkes onu hırsızlıkla suçluyor. June’un bakış açısındaki en rahatsız edici yanlardan biri de Athena’nın başarısını sürekli etnik kimliğine bağlaması. “Çinli-Amerikalı olduğu için popülerleşti” diye düşünerek aslında hem arkadaşını küçümsüyor hem de kendi başarısızlıklarını örtmeye çalışıyor. R. F. Kuang burada yayıncılık dünyasındaki çeşitlilik tartışmalarını, fırsat eşitliğini ve ırkçılık önyargılarını çok sert biçimde eleştiriyor. En sinir bozucu nokta ise June’un kitabın sonuna kadar asla suçunu kabul etmemesi. Sürekli bahaneler üreterek kendini haklı göstermesi, onu sadece hırsız değil, aynı zamanda kendi yalanlarının esiri olmuş ezik bir karaktere dönüştürüyor. Öyle ki kendi yalanlarına inanacak kadar ileri gidiyor ve sonunda yalnızlık ile deliliğin içinde kayboluyor. Sarı Yüz, bir yandan yayıncılık sektörünün işleyişini ve sosyal medyanın acımasızlığını, diğer yandan da kıskançlığın ve hırsın bir insanı nasıl içten içe çürütebileceğini gösteriyor.
1000Kitap
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
·
39 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.