Puan vermedi·253 syf.··
2025 119. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2025 14:13
Bu kitap galiba ders kitabı olarak tasarlanmış ya da belki sade ve temel bilgiler anlamında minik bir derleme de olabilir. Ne olursa olsun, genel yapısı ve ünite sonlarında bulmaca olması bu ayarda bir şey olduğunu gösteriyor. Kitapta neredeyse ezberime geçmiş bilgilerin yanında parıl parıl parlayan şeyler de okudum. Her kitaptan öğreneceğim, anlayacağım şeyler olduğunu bir daha tecrübe ettim. Aydınlanma gibi bir şey. Bildiğimi sandığım bir şeyleri pek o kadar da bilmediğim gerçeğiyle yüzleşebiliyorum elhamdülillah. Bir şeyleri, belki aynı şeyleri sürekli okumanın bana şöyle bir katkısı oluyor; ben her okuduğunu alabilen biri değilim. Evet okuyorum ama kabul hemen gelmiyor bende. Bana anlatılan bilgiyi hissettirebilen kişi aynı zamanda o bilgiyi alıp kabul ettiğim dolayısıyla da öğrendiğim kişidir. Net. Şayet o zamana kadar aynı bilgi bana on yerden geldiyse ve onbirinci bana, hislerime anlatabildiyse benim bilgiyi öğrendiğim kişi, kanal odur. Öncesi yok olur. Bu duygu dünyamda da öyledir, kalbimde olan tektir, öncesi tertemiz silinir. Shift del. Kur'an-ı Kerim'i Anlamak diye bir başlık çok sıradan gelebilir, hatta benim de belirttiğim gibi belki de ders kitabı olarak tasarlanmış, ama bana Hud suresi gibi bir katkısı oldu. Evet genel muhtevasını biliyordum ama daha önce hiç hissetmemiştim, ilk defa bir şeye aydım. Hazreti peygamberin neden öyle hissettiğine aydım. Hem de hiç böyle bir durumdan bahsetmediği halde. Kendi içimde başka diyarlara gittim içimde yazdım bir şeyler. Belki de bir peygamber olarak başka peygamberlerin imtihanlarını yorumladı. Merak ettim. Hazreti peygamberin iç dünyasını ilk defa merak ettim. O kadar alıştık ki aldığı nefesi bile yorumlamaya. Her hareketini. Ama ne olursa olsun kalbinin derinlerini bir tek Allah bilir. Fahreddin er-Râzî’nin kaydettiği bir rivayete göre İbn Abbas, bütün Kur’an’da Hz. Peygamber’i en çok etkileyen, onun saçlarının ağarmasına sebep olan âyetin Hûd sûresinde geçen, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” meâlindeki 112. âyet olduğunu söylemiş ama benim aklım başka ayetlere gitti. Bu söyleyeceğim, benim düşüncem, hiçbir dayanağı yok. O an hz. peygamberin yanında değildim, keşke olsaydım keşke bir an bile olabilsem, ama bunun sebebi başka ayetleri de olabilir surenin dedim okurken. Çok çok ağır ayetleri var çünkü. Nûh, Hûd, Sâlih, İbrâhim, Lût, Şuayb ve Mûsâ peygamberlerin kıssaları var. Kendi peygamberlik durumunu tefekür etmiş olabilir. Çünkü başka bir yerde "Her toplumdan bir şahit getirdiğimizde, seni de bunlara şahit olarak getirdiğimizde bakalım nasıl olacak?" Nisa suresinden bu ayet okunduğunda 'Bu kadarı yeterli!' dediği rivayet ediliyor Abdullah b. Mes’ûd’dan. Bana ikisi bağlantılı geldi. Emrolunduğun gibi dosdoğru ol ayeti için bunu söylediğini rivayet etmişler. Olabilir ama onun doğru olmamak gibi bir durumu olmadığını düşününce surenin genel muhtevasının onu bu şekilde düşündürmüş olması da bir ihtimal geldi. Doğrusunu Allah bilir. Hz peygamber hakkında düşünmek suç-günah ilan edilmez inşallah. Çünkü ben bunu çok sık yapıyorum. Sürekli birilerinin düşünceleriyle diyanetimi diri tutamam. Bu konuda atam İbrahim(a.s)'dır. Yani onun düşünce dünyası mükemmel bir örnek bana göre. Evet biz şanslıyız her şey hazırdı zaten ama korumak için de insanın çoğu zaman beynini işletmesi, kullanması gerekiyor diye düşünüyorum. Hayırlısı.
Din
Kur'an-ı Kerim'i AnlamakMehmet Dağ · Diyanet İşleri Başkanlığı · 201619 okunma
·
60 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.