SİNEKLERİN TANRISI
Roman; William Golding; Türkçemize Çeviren:Mina Urgan
(6) (21 Şubat 2012)
Sineklerin Tanrısı romanını 21 Şubat 2012 günü devrettim. Eser, pek çok arkadaşım tarafından önerilmişti bana; okumak istediğim bir romandı; okudum iyi oldu. Puanım 6 (altı). Tercümesi berbat ötesi idi...
Nasıl Nobel almış bu eser bilemiyorum ama benim okuduğum nüshanın tercümesi berbattı. Kahramanları çocuklardan mürekkep bir roman bu. Bir 'ada'da yaşamak zorunda kalan çocukların serüvenleri anlatılıyor biteviye. Heyecanlı olsun için zahir Yazarı çocukları bir arada barış içinde yaşatmıyor; aralarına nifak sokuyor. İnsanlar kavga etmek zorunda değil ama bir eserde bile çocukları birbirleriyle barış içerisinde yaşat(a)mıyorsa büyükler, oturup düşünmek lazım.
SİNEKLERİN TANRISI romanını okuyorken sonunda bir b.kluk çıkacak galiba, diyordum.Nasreddin Hocanın bir fıkrası vardır ve bu kitap nedense aklıma o fıkrayı getirdi; getiriyor!..
Hoca pazarda kaymak satıyormuş. Rakibinin kaymağı kalın mı kalın, kendi sattığı kaymak ince imiş, ne kadar uğraşsa da kalın kaymak yapamıyormuş. Bir gün ahıra gittiğinde taze hayvan dışkılarını görünce aklına bir fikir gelmiş. Dışkıların üzerini o ince kaymağıyla bir güzel kaplamış. Görüntü şahaneymiş. Pazarda gururla sergilemiş kaymaklarını. Derken bir müşteri yanaşmış tezgâhına...
-Hocam ne güzel kaymak bu, demiş ve parmağına bulayıp tadına bakmış.
-Ooo, demiş, Pek de lezzetli yahu! Ardından bir daha alıp övgülerine devam etmiş...
-Hocam kaymak dediğin böyle olur vallahi sana helal olsun, derken kaymağın daha fazlasını parmağına bulamaya çalışıyormuş ki Hoca:
-Aman Efendi fazla kurcalama şimdi kaymağın b.kunu çıkaracaksın, demiş...