Okuduğum en iyi 3 kitaptan biri, açık ve net. Angaryaları, boşa Harcanan hayatları, ellerimizden kayıp giden zamanı ve onun değerini bilmeyişimizi, umutları ve umutsuzlukları bu kadar işleyen bir kitap görmedim. Bu kitap adeta hayatın kendisi. Ne azı ne fazlası. 80 sayfada 70 yıllık insan hayatını incelemiş Çehov, koskoca hayatları küçücük sayfaları sığdırmış. Gerçekten de usta işi. İnanılmaz evrensel bir kitap gerçekten. Okuduğumda direkt Tokyo Story geldi aklıma, o da küçük bir aile üzerinden nasıl her insanın bir gün unutulacağını; ama bu unutuluşun zamanı asla durduramayacağını anlatan bir filmdi. Vanya Dayı da aynen öyle, küçük bir yalıdaki insanları anlatıyor sanabilirsiniz ama hepsi toplumu temsil ediyor; bırakın Rusya'yı tüm dünyadan insanları temsil ediyor. Dünyanın her köşesinde Sonya gibi ''ben yeterince güzel miyim'' kuşkusuna kapılan, Astrov gibi ''bu taşra beni de seni de öldürdü'' gibi çaresizliğe boğulan, Vanya gibi ''tüm hayatım ellerimden kayıp gitti, çünkü hayatımı başkası için yaşadım; kendim için değil. Ve artık kurtarmam mümkün değil'' gibi kabullenen insanlar var. Hepimiz birer Vanya'yız, birer Sonya'yız, birer Serebryakov'uz, birer Yelena'yız aslında.