Merhabalar
Aren'in hikâyesi bir çocuğun susturulmuş çığlığıyla başlıyor. Üvey babanın yumruklarına, annesinin arkasına bile bakmadan gidişine ve Sema'nin acı dolu sessizliğine tanık oluyoruz. O gün, kardeşinin odasında hareketsiz bedenini bulan Aren, artık geri dönüşü olmayan bir yola adım atar.
Dokuz yaşında yetiştirme yurdunda "piç" kelimesini ilk kez kahkahalar arasında duyuyor. O an, içine işleyen yalnızlıkla beraber adaletin de eksikliğini fark ediyor. Ve bir gün ilk cinayetini işliyor. Fakat Aren'in öldürdükleri sıradan insanlar değil; adaletin elinden kurtulmuş, pislik içinde boğulanlar.
Derken bir başka cinayet çıkıyor ortaya. Ama bu kez Aren'in eli değil. Katilin peşine düşüyor ve onu buluyor. S. Adını yalnızca bir harfle gizleyen bu kadın, Aren'in karanlık yolunda ortağına dönüşür. Birlikte, sessiz çığlıkların intikamını alırken, bir başka gölge onlar izliyor. Dezin. Arkasında yalnızca sorular ve bir bellek bırakan gizemli takipçi, Aren ve S'yi yeraltı tünellerine sürüklüyor.
Ve orada, masanın etrafında beş kişi daha: Luka, Noa, Mahir, Yuna ve Zafer. Artık yalnız değiller, karanlığın içinde bir çete tamamlanıyor. Her biri kendi yarasıyla, kendi öfkesiyle o masada oturuyor.
Zinet Kula yazarımızın 3 Gün romanı, sadece bir polisiye değil; adaletin omadığı yerde doğan karanlık adaletin hikâyesi. Açık söylemek gerekirse, öldürülen hiçbirine acımadım. Çünkü hepsi hak etmişti. Ama son sayfaya geldiğimde, öyle bir şok yaşadım ki...
Eğer karanlığın içinde doğmuş adaletin nasıl şekil aldığını görmek istiyorsanız, Aren ve yol arkadaşlarıyla tanışın. Luka'yla, Noa'yla, Mahir'le, Yuna'yla, Zafer'le..Ve en çok da Aren'in yaralı ama dimdik duran kalbiyle
Bu kitap kesinlikle okunmaya değer. Çünkü üç gün, bazen bütün bir ömrün hesabını sorabilir.
.
Sevgi dolu bir gün olsun ️
Kitapla kalın