Yasak Aşk adını görür görmez aklınıza Aşk-ı Memnu gibi bir hikaye geldiğini biliyorum ama öyle değil.
Birbirini derin bağlarla , bitmeyen bir tutkuyla seven Teresa ve Simoa nın hazin trajik ve gerçek aşkla örülü dünyasına şahitlik ediyoruz .
Simoa ve Teresa birbirlerine ne kadar aşıksa , aileleri de bir o kadar birbirilerinden büyük bir özenle nefret ediyorlardı. Ve bu aşkın önündeki en büyük engel olmaya son derece kararlılardır.
Teresanın babası , kuzeni Baltasar ile evliliğe zorlar , bu emri yerine gelmeyince zavallı kızı manastıra kapatır , sevgilisini manastırdan kaçırmak isteyen Simoa büyük bir kıskançlık ve öfkeyle orada bulunan kuzen Baltasarı öldürür ve hapise atılır , idam cezasına çarptırılır ve sonra bu cezası sürgüne gönderilmeyle sonuçlanır .
İki aşık ancak mektuplarda kavuşurlar , öyle dokunaklı öyle duygu yüklü ve öyle vazgeçilmez bir aşk ki bedenleri değil sadece ruhları vuslata kavuşur , cennette buluşmak için sözleşirler .
Toplum baskısı , ebeveyn zorbalığı ve hoşgörüsüzlüğün hazin sonuçları olduğunu okudum.
Ahlak masumiyet ve sonsuz umudun yuvası olarak bilinen manastırlar ve dini kurumların aslında kötülüğün merkezi olduğunu anlatan Yasak Aşk ı ben çok beğendim .
Şiirsel bir anlatımın hakim olduğu bu kitap duygusal olarak beni çok etkiledi .
“Sevdi , kaybetti ve severek öldü.”
Okudukça anlam bulan hayatlara …