En değerli dersleri, en çok canımı acıtan hataların içinden aldım. Behçet Yalın Özkara’nın Kalk Çalış Başarısız Ol! kitabı da tam da bu gerçeğin üzerine kurulmuş. Daha ilk sayfalarından itibaren, başarısızlıktan korkmamak gerektiğini, aksine onunla el ele tutuşarak yürümeyi öğrenmemiz gerektiğini hissettirdi. Çünkü başarısızlık, aslında yıkılmak değil; yeniden inşa etmenin, yeniden denemenin ve daha güçlü kalkmanın yolunu açıyor.
Ben bu kitabı okurken, geçmişimdeki yaralar bir bir canlandı. lise yıllarımda denediğim ama sonuçsuz kalan projeler, iş görüşmelerinden eli boş dönmeler, hatta bazen çok çalışmama rağmen istediğim sonucu alamadığım anlar... O zamanlar bunları büyük bir yenilgi olarak görmüştüm. Oysa şimdi anlıyorum ki, hepsi yolun bir parçasıymış. Özkara’nın satırları bana bunu hatırlattı: “Başarısız ol, çünkü başarının yolu oradan geçiyor.”
Hayatın bana attığı tokatları düşündüm; o anlarda içimden kalkmak gelmediği zamanları... Ama kalktım. Çünkü başka çarem yoktu. Ve şimdi geriye dönüp baktığımda, en çok geliştiğim, en çok öğrendiğim dönemlerin tam da o başarısızlıkların ardından geldiğini görüyorum. Bu kitap, işte o gerçeği yüzüme vurdu.
Özkara, başarısızlığı yüceltmiyor, ama onu hayatın doğal bir parçası olarak kabul etmemizi istiyor. Başarısızlıktan kaçtıkça küçülüyoruz, oysa kucakladıkça büyüyoruz. Kitap boyunca hissettiğim en güçlü şey buydu: Kalkmak, çalışmak ve başarısız olmayı göze almak... Çünkü belki de gerçek başarı, asla düşmemekte değil, her seferinde yeniden kalkabilmekte.
Bu kitabı okurken içimden şu geçti Hepimiz hata yapıyoruz, hepimiz düşüyoruz, hepimiz yoruluyoruz. Ama önemli olan, kendimize şunu söyleyebilmek: “Ben buradayım, yeniden denemeye hazırım.” Ve bazen, yeniden denemek bile başlı başına bir zafer.