Gönderi

Alıntılar
Temel strateji İlkeleri 1. Stratejide asıl hedef. 2. Kuvvetlerin tasarrufu: Her askeri savaşmaya yoğunlaştırmak ve dağılmayı, gereksiz ayrılmaları önlemek şeklinde tarif edebilir (3). 3. Asıl kuvvetler: Düşmanın en zayıf noktasını ara ve o noktaya bütün gücünle taarruz et (5). 4. Stratejik taarruz: Gecikmeden hareket eden ve düşmanın en zayıf noktasına elindeki bütün kuvvetleriyle taarruz eden general daima zafer kazanır (6). 5. Sürat ya da istikamet seçme 6. Güvenlik Alman genelkurmayının strateji doktrini Napolyon’un temel ilkelerine dayanır: 1. İlk hedef düşman ordusudur; amaç onu yok etmektedir. 2. Bu görüş doğrultusunda, önde, görevi düşmanın asıl kuvvetlerinin nerede olduğunu araştırmak olan çok sayıda süvari olmak üzere kollar halinde düşmanın üzerine yürünür. 3. Ordu bir iki gün içinde toplanıp savaşa hazır hale gelene kadar ordunun cephede düşman tarafından keşfedildiği mesafeyle doğru orantılı bir cephe yürüyüşü gerçekleştirilir. 4. Düşmanın asıl kuvveti bulunduktan sonra, muvazi kollar aynı anda cepheden ve yandan taarruz edip asıl levazım ve ikmal hattını kesecek şekilde bu noktaya yaklaşırlar. 5. Nihai zafer kazanıldıktan sonra zaferden kazanım elde etmek için düşman mütemadiyen takip edilir, sonra da düşmanın başkentine yürünür ve orası alınır. 6. Anavatanın ulaştırma hattının iki yanı mobil ordularla kapatılır ve sıkıntı yaratabilecek müstahkem yerler azaltılır (9). Tatik açıdan ifade edecek olursak, kuvvetlerin tasarrufu ilkesi, bir yandan asıl muharebe alanınızda, yani taarruz alanınızda asıl kuvvetlerinizle düşmanın en zayıf noktasına mümkün olduğunca güçlü bir biçimde taarruz ederken, bir yandan da asgari kuvvetinizle “tali meydan” diye tabir edilen muharebe meydanınızda taarruz ederek onu yerine sabitlemek anlamına gelir (14). Asıl kuvvet ile asgari kuvvetler arasındaki mesafe ilke gereği iki üç kısa yürüyüş mesafesinden fazla olmamalıdır (27). Oraya vardığımızda konuştuğumuz bu askerler bize Arapların çok sayıda tüfek ve mühimmat aldıklarını, mavnalar salındıktan sonra bataklığa kaçan Türklerin çoğunu öldürdüklerini söylediler (100). Oradan geçerken nehir kenarlarında erkeği, kadını, çocuğu, herkes bizi selamlıyordu. Araplar böyledir, dünyanın en dönek insanlardır; hep galip tarafı selamlarlar (100). Ertesi sabah, yani 4 Haziran sabahı, kasabadaki Araplar Türk subayların ikametgahlarını, hastanelerini, erzaklarını vs. yağmalamaya başladı (104). Amare’nin Arap halkı bize karşı kesinlikle düşmanca bir tutum içindeydi, Türklere karşıysa dostça davranıyorlardı (108). Siyasi subay Sir Percy Cox, Bağdat’a girebilirsem, bunun siyasi açıdan İstanbul’a girmek kadar önemli ve dikkat çekici bir etkisi olacağını söyledi bana. Bağdat’a girdiğim haberi bütün Asya’ya yayılacaktı (131). General Towshend’in burada şikayet olarak zikrettiği nokta hakkında dürüst bir hüküm verebilmek için Osmanlı Irak kumandanının Kütülamare önündeki kuvvetine bir göz gezdirmek iktifa eder. Mezkür kumandanlığın Eylül 1915 iptidalarındaki kuvveti 8000 kadar muharip piyade ile yalnız 782 hayvandan ibaretti; buna karşılık General Townshend’in 10275 muharip piyadesi ve 330 nakliye arabasıyla 740 hayvanı vardı (148). Nureddin Bey’in muharebedeki kuvveti, General Townshend’in fırkasına ne adeden müsavi ve ne de aynı derecede bir silahla teçhiz idi. Townshend’in 13000 küsur muharip, 40’ı mütecaviz top ve 1200 kılıcına mukabil Nureddin Bey’in elinde kıymet-i harbiyeleri az 9000 kadar muharip ve yalnız dokuz adedi seri ateşli gerisi dandik 37 top 700 kılıç (183). Sihler ile Hinduların yemeklerini Arap köylerinden ele geçirilecek kaplarda pişirmek istemediklerini söyledi. Bunu yazmamın amacı Hint süvari birliğinin cesaretini tenkit etmek (187). Bir ülkenin hükümeti siyasi güdülerle hareket eder ve çoğu zaman stratejik güdüleri çiğner. Böyle bir şeye meydan vermek daima felaketle sonuçlanır. Napolyon 1813’te stratejiye siyasetin karışmasına izin vermemiş olsaydı savaşı kazanırdı (198). Selman-ı Pak’ın kabrinin bulunduğu Ctesiphon’a ilerlemek konusunda Hintli Müslüman askerler arasında genel bir isteksizlik vardı. Bu sebeple Hindistan’ın kuzeybatı sınırından gelen askerlerin çoğunlukta olduğu bir Hint taburunu düşman saflarına çok fazla firar yaşandığı için Basra’ya göndermek zorunda kaldım (212). TÜRK ASKERİ Savunmada ve siperde Avrupa veya Asya’nın en azimli askerlerinin (yani Türk askerinin) işgal eettiği güçlü mevzilere taarruz etmek için her tugayda iki İngiliz (213). Üstelik Avrupa’da savunma ve siper savaşında, altını çizerek söylüyorum, Türklerle kıyaslanabilecek tek bir asker yoktur (271). Almanlar savunmada iyidir, ama siperde Türklerle kıyaslanamazlar, bunun için Gelibolu örneğini verdim: Gemilerimizden açılan ateşin etkisiyle ağır zayiatın yaşandığı siperlerde Alman askerler daha fazla kalamamış, yerlerine Türk askerler gelmişti (272). Türk piyadeleri 1877-78 Türk-Rus Savaşı’ndakinden daha iyi bir savaşçı şimdi. Şimdiki subayları ise çok daha eğitimli ve 1877’den gelen alaylı subay sınıfı ortadan kaldırıldığı için de artık hepsi Harbiye mezunu (272). Osmanlı ülkesinde, Bulgaristan’da neden yenildiklerini kime sorarsanız, hangi Türk subayına sorsanız Türk generallerin dahil olmak zorunda olduğu “Jön Türkler” partisinin dini unsurları aptalca görmezden geldiği için yenildikleri cevabını alırsınız. Türk ordusunun en seçkin kısmını oluşturan Anadolu askeri işin içinde dini bir unsur olmadığı sürece savaşmaz. Vatanperverliği bilmez ve bence vatan da umurunda değildir; ama din onun her şeyidir, dini için canla başla savaşır. Jön Türkler partisi bu hatayı hemen fark etti; bu muharebede Tanrı namına savaşma ifadesi Türk bülten ve resmi tebliğlerinde Almanya’daki gibi yaygın olarak kullanılmıştır (273). Bu o generalin ülkesine olan görev borcudur. Hasta ve yaralılarını düşmanın insafına terk etmek zorundadır, düşman da medeni ise bu duruma saygı gösterir (Türkler bu konuda daima hassas davranmışlardır) (463). Miralay Nureddin Bey, Irak ordusundan ayrılıncaya kadar Irak’ta hiçbir Alman zabiti, ordu kıtalarına ve karargahlara hiçbir suret ve vazife ile sokulmamıştır. Selmanıpak muharebesi sırasında Alnız Alman Şimendifer Kumpanyası’na mensup Mühendis Mösyö Yoel’e bir torpil hattı tesis ettirildiyse de bu hattın düşmana değil, bilakis bize zararı dokunmuştu (272). Anize ve Şammar Araplarının savaşa Türklerin yanında katıldığını bildirmekteydi (213). Adam sürekli benden üstün bir düşmana saldırdım diyor. Fakat bizim raporlar durumun tam tersi olduğunu söylüyor. Muhammed peygamberin berberi Selmanı Pak (278). Irak’taki harekatlarım boyunca Arapların merhametsiz ve korkak birer düzenbaz olduğunu hep gördüm (315). Maşeral von der Goltz’un (kalabalık bir Alman subay heyetiyle gelip Altıncı Ordu’nun komutasını devralmıştı) elinde taarruza geçip İngilizleri Irak’tan sürecek yeterli sayıda askeri yoktu (371). Altıncı Ordu Kumandanı Müşir Goltz paşa’nın erkan-ı harbiyesi kamilen Osmanlı zabitlerinden mürekkep olup reisi de Miralay Kazım Karabekir Bey idi (371). Kaç kişinin öleceğini düşünecek zaman değildi, zira ağır kayıp vermeyi göze alamıyorsan hücuma kalkışmayacaksın (413). Bir muhasarada en önemli mesele yiyecek meselesidir. Yiyecek her şeyden önemlidir ve her zaman çok ciddi meseledir (462). Hintliler tabiatları gereği felaketlere karşı dayanıklı değiller, felaketlere Avrupalılar gibi göğüs germeyi beceremiyorlar (568). Genel karargahın günde ne kadar gıda maddesine ihtiyacım olduğu sorusuna un, şeker, çikolata, tuz ve manda yağı olmak üzere toplam 2300 kg sevabını verdim (575). TESLİM OLAN KUVVET 1. 5 General 2. 272 İngiliz Subayı 3. 2592 İngiliz askeri 4. 204 Hint subayı 5. 6988 Hint askeri 6. 3248 Silahsız 7. 13309 toplam. 1306 hastaydı (599). Heybeliada’da bana bir ev tahsis edilmişti (615). Enver 37 ile 38 yaşlarında, hoş görünümlü bir adam tam bir askerdi. Misafir olduğumu söyledi (615). Nasıl ki Almanlar tabiatları gereği görgüsüzse, Avusturyalılar da tabiatları gereği centilmendi (618). Rauf Bey’in kendisine mektubumda yazdıklarımı aktardığını söyledi. Tek düşüncesinin ülkesini harap olmaktan kurtarmak olduğunu belirtti. İngiltere’ye ve İngilizlere daima saygı duymuş bir aileden geldiğini Kırım’da İngiltere’nin Osmanlı Devleti için neler yaptığını unutamadığını ifade etti. Osmanlı İmparatorluğu’nun İngiltere’yle savaşa girmesinin büyük bir talihsizlik olduğunu üzerine basa basa söyledi. İngiltere'yle savaşa girmiş olan Enver Paşa kanadına verdi veriştirdi (638). Rauf Bey Osmanlı Devleti’nin mütareke koşullarını aktardı: 1. Osmanlı Devleti İngiltere’yle dost olmak istiyor ve himayesini talep ediyor. 2. İngiltere aktif harekatlarına derhal son vermelidir. 3. Osmanlı hükümeti padişahın hakimiyeti ve Müttefiklerin işgali altında olan topraklara özerklik tanımaya hazırdır; İngiltere bu yönetim sistemini savunacak. 4. Osmanlı İmparatorluğu’na maliye, siyaset ve sanayi alanlarında bağımsızlık tanınacaktır. 5. Osmanlı İmparatorluğu’na bir kriz durumunda krizi atlatmak için mali yardım yapılacaktır (641). Agamemnun’a çıkınca mütarekenin imzalandığını öğrendim, İngiliz ve Türk delegelerin hepsinin memnun olduğunu gördüm. Rauf Bey hararetle elimi sıktı ve Barışı mümkün kıldığınız için Osmanlı Devleti size ne kadar müteşekkir olsa azdır. Bayan Townshend’le birlikte sizi İstanbul’a davet etmekten başka bir şey gelmiyor elimizden. Sonra beni kamarasına davet etti, hususi olarak söylemek istediği şeyler vardı (649).
96 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.