(Hicrette Özrün Geçersizliği ve Tağuta Askerlik)
Allah (ﷻ) şöyle buyurdu:
Melekler, kendilerine (şirk koşarak) zulmeden kişilerin canlarını (bedir savaşında) aldıklarında, onlara, "(Mekkede) Ne işte idiniz?" derler. Onlar da: "Biz yer yüzünde zayıf (baskı altına alınmış, zelil) kimselerdik." derler. Melekler: "Allah'ın yeryüzü (medine yurdu) geniş (emin) değil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?" derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü gidiş yeridir. / Ancak, çare (çıkmaya yol) bulamayan ve yol (tanımayan) bilmeyen güçsüz bırakılmış (yaşlı) erkek, kadın ve çocuklar bunun dışındadır. / İşte bunlar, Allah'ın kendilerini affetmesi umulan kimselerdir.
Sebeb-i Nüzul:
Allah Teâlâ Bedir Savaşı’nda öldürülenler hakkında buyruğunu indirdi. Bunlar elli kişi idiler. İslam’dan irtidat etmiş ve bütünü öldürülmüştü. İbn Abbâs'tan rivayeti Taberi İkrime kanalıyla aktarmaktadır:
Mekke halkından bir topluluk Müslüman olmuştu. Onlar Müslümanlıklarını gizliyorlardı. Müşrikler, Bedir Savaşı'nda onları da götürmüşlerdi. Onlardan bazıları öldürüldüler. Bunun üzerine Müslümanlar, “Öldürülen şu arkadaşlarımız Müslüman idiler. Onlar buraya zorla getirildiler. Siz onlar için af dileyin. dediler. İşte bunun üzerine bu ayet nazil oldu:
“Melekler, canlarını alacakları sırada, kendilerine zulmedenlere, "Ne yapıyordunuz?" diye sorduklarında onlar, "Biz, yeryüzünde güçsüz bırakılmıştık." derler. Bunun üzerine melekler, "Allah'ın yeri göç etmeniz için geniş değil miydi?" derler. İşte, onların varacakları yer cehennemdir. Orası varılacak ne kötü yerdir!" (Nisa Suresi 97. Ayet)
Müslümanlar, Mekke'de kalan diğer Müslümanlara bu ayeti yazıp gönderdiler. Ve özürlerinin kabul edilmediğini bildirdiler. Bunun üzerine onlar da Mekke'yi terk edip hicret etmek için yola çıktılar. Fakat müşrikler onları yakaladılar ve dinlerinden döndürerek fitneye düşürmek istediler. Bu sefer Mekke de kalan bu Müslümanlar hakkında şu ayet nazil oldu:
“İnsanlardan kimi (Ayyaş) vardır ki, “Allah’a (birliğine) inandık” der. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördüğü baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım (Mekke’nin fethi) gelecek olsa (Ayyaş ve ashabı) mutlaka, “Biz de sizinle beraberdik” derler. Allah, elbette kendisine iman edenleri de münafıkları da (bedir savaşında ortaya çıkartır) bilir.” (İbn Abbas - Ankebut 10-11. Ayet)
Müslümanlar bu ayeti de yazıp onlara gönderdiler. Onlar da çok üzüldü ve bütün hayırlardan ümitlerini kestiler. Bundan sonra Mekke'deki o Müslümanlar hakkında şu ayet nazil oldu:
“Ey Muhammed, şüphesiz ki Rabbin, (Yasir ve ashabını) eziyete uğrattıktan sonra (Medine’ye) hicret eden sonra da savaşan ve (senin ile birlikte sıkıntılara) sabredenleri (hicretin ardından) affeder.” (İbn Abbas - Nahl 110. Ayet)
Bu defa Müslümanlar, Mekke'deki Müslümanlara bu ayeti yazıp gönderdiler ve onlara “Allah, sizin için bir çıkar yol gösterdi.” dediler. Bunun üzerine Mekke deki Müslümanlar hicret için yola çıktılar. Müşrikler de geriden gelip onlara kavuştular ve birbirleriyle vuruştular. Ölen öldü, kurtulan da kurtulmuş oldu. (Taberi, c.5,5.233)
(İbn Abbas - Nisa 97-99. Ayet)