ahlakın aynası
10/10
·128 syf.··
2025 90. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2025 18:25
Pendnâme, yalnızca bir kitap değil, hakikati arayan kalbin kulağına fısıldanan gizli sözlerdir. Attâr, her beyitte bize unuttuğumuz bir hakikati hatırlatır: dünyanın geçiciliğini, nefsin oyunlarını, kalbin gizli sırlarını. Onun kelimeleri kuru bir nasihat değil, bir dervişin gönül ateşinden kopmuş közler gibidir; okuyanı yakar, uyandırır, arındırır. Attâr der ki: insanın yolu, kendini bilmekten başlar. Kibir, hırs, öfke, ihtiras… bunlar ruhun karanlık gölgeleridir. Onlardan arınmadan hakikate varılamaz. İşte bu yüzden “Pendnâme”, sadece öğütler toplamı değil, bir nefs terbiyesi kitabı, bir yol haritasıdır. Her beyit, insana yol üzerinde durmayı, sabrı, kanaati, tevazuyu ve aşkı öğütler. “Pendnâme”nin dili sade, ama anlamı derindir. Attâr, sıradan bir okuyucuya gündelik öğütler verirken, arif olan kalplere çok daha derin hakikatlerin kapısını açar. Bir beyitte bir çocuk dürüstlüğe çağrılırken, aynı beyit bir dervişe tevhit sırrını işaret eder. Bu çok katmanlı dil, eseri zamandan bağımsız kılar. Bugün de modern insan, hızın ve hırsın girdabında yolunu kaybederken, “Pendnâme”nin sesine kulak verse, kalbine dinginlik çöker. Çünkü Attâr’ın sözleri, dünyayı küçültür, kalbi büyütür. Her öğüt, okuru hem inceltir hem de teselli eder; hem uyarır hem de kucaklar. Sonuçta Pendnâme, insana “fani dünyada kalıcı olan tek şeyin güzel ahlak” olduğunu hatırlatan bir aynadır. Attâr’ın sesi yüzyılları aşarak bize şunu söyler: “Ey yolcu, kendini bil, kalbini arındır, gönlünü hakikate aç. Çünkü yol uzun, zaman kısa, hakikat ise senin içinde saklıdır.”
Dünya Klasikleri
PendnâmeFerîdüddin Attâr · Kapra Yayıncılık · 20212,242 okunma
·
1 +1'leme
·
45 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Fethi KORKMAZ
Gönderi Sahibi
Bil çıkarmış dört şey, ayrı dört şeyi, Ey âziz, benden işit sen nükteyi. Kim ki, kurmuştur sükûttan bir köşe, Duymamıştır emniyetten endişe. Sus, selâmet bulmak istersen eğer, Yay, sen iylikler selâmettir meğer! Mertlik etmiş kimse elbet yükselir, Şükrü kim artırsa Hakk kat, kat verir! Mert olanlar oldu yüksek her zaman, Kim şükür etmiş, olur nimet tamam.
Fethi KORKMAZ
Gönderi Sahibi
NASIHAT VE KEDERİN FAYDALARI Ey oğul, gam, dert, keder vardır alış, Hakk'a tá baştan gönül dönsün çalış 705 Gam, keder hep kul için olmuş azık, Derdi bulmaz, yoldaş etmezsen yazık!.. Bir gönül almaz düşünmekten payı, Åkıbet, yermiş ayaklar baltayı! Hem neden varsın, düşün sen ey oğul, Her ne yapmış olsa mutlak buldu kul. Hakk yaratmıştır seni yoktan niye? Hakk yaratmış, Hakk'a kul olsun diye! Sen nefes aldıkça ol Allah'a kul, Al hayådan bir nasip, hep mertçe ol! 710 Geçmesin günler yemek hem uykuda, Hem sabah, akşam da Hakk zikret yaşa. Hem seher vaktinde az yat, yavru sen, Hep yemek öğretme, doymaz nefsi yen! Yatmamız gün batmadan, hiç hoş değil. Hem harâmdır batmadan gün yatma bil!... Ehl-i hikmet sevmemiş bir çok huyu, Az güneş, az gölge varken uykuyu!
Fethi KORKMAZ
Gönderi Sahibi
Sen etekten el alıp silsen yüzü, Eksilir mutlak ki rızkın gündüzü. Geççe git, tez dön, gidersen çarşıya, Or'ya gitmekten bulunmaz fayda da 740 Lamba, mum üfler de söndürsen fenâ, Girmesin yol verme pislikler sana! Saç tararken, başkasından alma, dur, Kendinin olsun taraklar hoş olur. Kim satın almış dilenmişten azık. Yoksul eyler böyle al-ver, pek yazık! Hep temiz tut, sen örümcekten evi, Rizk azaltır,dursalar bunlar e mi! Tâzelenmiş, ölçüsüz masrafla hem, Tam kabuk tutmuş iken dertler demem
Fethi KORKMAZ
Gönderi Sahibi
Ev süpürmüş olmayın aslå gece, Hem eşik ardında çöp koymak niye? Sen baban, annen adıylan sesleme. Böyle, Hakk nimet harâm etmiş yeme! Bulduğun her çöple dişler yoklama, Yoksul olmak var, gelir bitmez belä! El yıkarken kil ve toprak olmasın, Uğraşıp mutlak temiz bir suyla yun! Sen eşik üstünde oğlum az otur, Böyle yapmışsan rızıklar az olur!
Fethi KORKMAZ
Gönderi Sahibi
Sabra ermiş insan olmak istesen, Gel de katlan gördüğün her derde sen. Hem bela geldikçe yüz ekşitme hiç, Bulmadın artık, bulunmaz sabrı, geç! Hiç şikâyet etmeden sabrın güzel, Gâye, Hakk'tan sen şikâyet etme gel! Hem belâ vaktinde sabrın olmamış, Bak erenler şükre lâyık görmemiş.