Hiç tutunma gereği duymadan( çünkü düşme ihtimalin, düşecek bir yerin yok aslında :) ) , tek amacın biran önce varmak olan tıklım tıklım bir dolmuş içerisinde; kocaman gözlüklerin arkasında seni baştan ayağa süzen iki göz olduğunu fark ediyorsun. Ama çok da takılmıyorsun, çünkü tek gayen nefes alabiliyor olarak mükemmel yolculuğunu tamamlayabilmek...
Aradan geçen 10 dk sonrasında artistik bir hava ile çıkan gözlükler ve arkasında yer alan Zöhre Yenge.. 😅 Aramızda rahat dört koltuk mesafe. Ben ayakta şoför koltuğunun sağ çapraz arkasında o ise oturuyor. Ve yüksek olan ses tonuyla bana seslenen Zöhre Yenge:
- Aaa Yasemin sen misin ? Nasılsın?
- Evet yenge çok şükür sen nasılsın?
- Bende iyiyim. Biraz alışverişe gitmiştim de eve geçiyorum. Bayadır seni inceliyorum. Tanıyınca selam vereyim dedim.
- İyi yapmışsın yenge ben fark etmemiştim seni.( Diyemedim tabi at nalı gibi gözlüklerden seni seçemedim diye.. )
Ardı arkası kesilmeyen soru yağmurları ile tabi ki tüm dolmuş işim gücüm, nerde çalıştığım, ne zamandan beri burada olduğum, nerde kaldığım,annem babam derken herşeyden haberdar olmak zorunda kaldı.
Durur mu Zöhre Yengem durmuyordu. Vee can alıcı sorusuna da geldi sıra 😅
-Eee evlilik düşünmüyor musun halen ?
Artık bu sorunun cevabını tüm dolmuş merak ediyordu. Haksız da sayılmazlar tabii. Birçok şeyi öğrendiler bundan eksik mi kalsınlar 😉
...