“Ne bir damla gözyaşı koparmak isterim gözlerinden
Ne de zorla bir gülümseme, dudaklarından
Bir bilebilsem nereye kaçacağımı ondan
Nereye gidebilir ki kendi hayalinden kaçan”
-''tam düşlerime göre gözlerin
ve utancım yok duygularımdan.
uzaktan sevmek ayıp değil...
şahit aramıyorum aşkımı ispat için;
en çok da geceleri karşılaşıyoruz
bende bıraktığın son bakışınla...
her aşkın bir hikayesi olmak zorunda değil,
ille de bir işaret lazımsa sana;
aynada gördüğünü seviyorsan,
aynı kapıya çıkarız ikimiz de..!
Aşk, seninle anılan bir şey;
Ve sana karşı savunabileceğim tek şey.
Ama şimdilerde yitik, kilitli, doygun.
Uçuruma sürüklenirken puslu gözlerinden,
Merhametin niçin eksik olması gerekenden.
Benim için açtığın kapıda senden önce karşılıyor ölüm.
Bastırılmış duygularınla katılaşan soluğun üşütüyor gölgemi.
Ben eteğine tutunurken, sen zamana poz vermenin telaşındasın.”
Yıldırım Kerem Çambel
Leylâ!
Nereye bu gidiş?
İnsan nasıl ayırt eder;
Merhaba’da gizlenen vedayı
Seni çağırırken yoksa incittim mi adını
Leylâ!
Niçin bu susuş?
Kalbin yitirdi mi yoksa aşka vefayı?
Yıldırım Kerem Çambel