“Bazı insanlar hayatımıza kapıdan girmez; bir rüyanın içinden çıkıp gelir.
Kerem, yağmurlu bir sonbahar sabahında, eski bir sahaf dükkânının önünde bekleyen gizemli bir kadınla karşılaştığında, bunun sıradan bir tesadüf olmadığını hisseder. Siyah pelerinli bu yabancı kadın, yalnızca geçmişinden değil, sanki başka bir âlemden de izler taşımaktadır.
Bir sahaf dükkânının tozlu rafları arasında filizlenen bu karşılaşma; aşkın, kaderin, yalnızlığın ve insan ruhunun derinliklerinde saklı kalan hakikatlerin peşine düşen uzun bir yolculuğa dönüşür.
Rüya ile gerçeğin birbirine karıştığı, kalbin akıldan daha cesur davrandığı bu hikâyede, her karşılaşmanın bir anlamı, her bekleyişin bir sebebi vardır.
Çünkü bazı insanlar bulunmaz... Onlar, yazgının tam vaktinde karşımıza çıkardığı mucizelerdir.
Bir adam…Üç kadın…Ve her birinin kalbinde yarım kalmış başka bir aşk.
Kerem, hayatın ona sunduğu hiçbir duyguyu tam anlamıyla yaşayamadığını düşündüğü bir dönemde, birbirinden tamamen farklı üç kadınla yollarının kesişeceğini bilmiyordu. Biri geçmişin sessiz yarası, biri tutkunun yakıcı yüzü, diğeri ise huzurun hiç tanımadığı haliydi. Her biri ona başka bir hayatın kapısını aralarken, Kerem kendi kalbinin hangi kadına ait olduğunu anlamaya çalışacaktı.
Fakat aşk bazen yalnızca sevmek değildir.Beklemek, vazgeçmek, susmak ve kırılmayı göze almaktır.
İhanetlerin, fedakârlıkların, yarım kalan cümlelerin ve geceleri uykusuz bırakan hesaplaşmaların arasında dört insanın kaderi birbirine düğümlenir. Her seçim başka bir kalbi yaralarken, hiçbir sevginin masum kalamayacağı bir yolculuk başlar.
“Bazı insanlar hayatınıza mutlu olmak için değil, kim olduğunuzu anlamanız için girer.”
Tutkunun, sadakatin ve insan ruhunun karanlık taraflarının derinlemesine işlendiği bu roman; okuyucuyu aşkın